İnsan
Emeğini Sömüren Radyo Barış
37 yıllık sivil toplum örgütü çalışmalarımda
birikimlerimi bir radyo ile paylaşmak için
radyo barış ta çevrenin dili adlı bir program
yapmaya başladım.
Daha önce bu radyoda program yapan pek çok insan
"abi orada insana para vermezler "demelerine
rağmen
Benim zaten para beklentim olmadığı kendi
sponsorumu bularak program yapacağımı
belirtmiştim,nitekim öyle yaptım.
Sponsorluktan elde edilen kazancın yüzde 50
olarak bana ödenmesi gerekirken,bugüne kadar
sponsordan elde edilen gelirden tarafıma bir
kuruş ödenmedi.Radyo sahibi Ali rıza ile prensip
antlaşmamızı defalarca hatırlatmama rağmen
bugüne kadar sözünde durmadı,sonradan
öğrendiğime göre pek çok insana da böyle
yapmışlar,son günlerde radyoda barış'a semah
dönenler neden yapılamıyor diye yayın
yapıyorlar.
siz milletin parasını yerseniz barış'a semah
dönenler elbette yapılamaz ben dahil hiç kimse
size hakkını helal etmez.
ZAFER
MURAT ÇETİNTAŞ
BÜYÜKŞEHİR
BELEDİYESİNİN İKİ YÜZÜ
İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kentte
susuzluk tehlikesine karşı önlem almak
için,Halkı su tasarrufuna davet ederken
diğer taraftan yeşil alanları şehir suyu ile
sulamaya devam ediyor.
İSKİ in Biyolojik arıtma tesislerinden
kullanılmış su alarak Kenttin yeşil
alanlarını sulamak yerine,İSKİ den yazı ile
parkları sulamak için şebekelerin açılmasını
isteyen Büyükşehir Belediyesi İstanbul
Halkına yalan söylemeye devam ediyor.
Yeşil alanları arttırdığını ifade ederlerken
bile Kuruçeşme Cemil Topuzlu parkından bir
bölümü bölerek hemen yanında bulunan gece
kulübüne ayıran İBB ,İstanbul Halkının kirli
deniz sularında yüzmeye teşvik eden
açıklamalar yapıyor.
Başkan
Zafer Murat Çetintaş
YARDIM
SEVER GÖNÜLLÜLER
Bu gün insanlığı ayakta
tutan en ulvi görevlerimizden biridir yardım severlik.
Yardımseverlik içten gelen ve hiç kimseden emir almayan bir
duygu ve düşüncedir, hareket tarzıdır yaşam biçimidir. Dünyada
olduğu gibi ülkemizde de yardım kuruluşları vardır. Birde
GÖNÜLLÜLERİ vardır. Bu gönüllü vatandaşlarımızı kimseler
bilmezler ve tanımazlar. Gönüllülerin tek bir amaç ve gayeleri
vardır .İNSANLARA HİZMET götürmek.
Bende haliyle bir çok
yerlerde bu değerli insanlarla karşılaştığım için kendilerini
tanımak ve tanıtmak istedim, bu o kadarda kolay olmadı inanın.
İşte bu Gönüllüler ordusundan emekli öğretmenlerimizden SEMRA
SABAHAT hanım efendi bakın neler anlattı.
SEMRA
hanım emekli olduktan sonra diyor ve devam ediyor:

:Ben emekli olduktan
sonra evde yalnızlık çekmeye başlayınca sıkıldım. Bu yüzden
arkadaşlarımın yaptığı gibi yardım kuruluşlarına müracaat ederek
GÖNÜLLÜ oldum. Ben haftada en az üç gün yardım kuruluşlarında
çalışmaktayım. Gönül’lünün içinden gelen sevgi ile çalışmaktır.
Ben haftada bir gün Cumhuriyet halk evinde görev yaparken
haftada iki günde Nişantaşı semt polikliniği dispanserine
gitmekteyim. Ayrıca da Tema Vakfında görevliyim
Bahçeli Evler çocuk
yuvasında bir yaz çalıştık, görevimiz orada kalan çocukları
yıkamaktı ve haftada iki gün gidiyorum. Ben bu gibi yardım
kuruluşlarına giderek “Yardımcıya ihtiyacınız“ var mı diye
sorarım. İlk okul öğretmeniyim, emekliyim ve boş vakitlerimi
böyle değerlendirmekteyim. İhtiyacı olan insanlara hizmet
etmekten mutluluk duymaktayım. Karşımızdaki insanlarda bizim bu
hizmetlerimizden mutlu olduklarında, sevincimiz ve mutluluğumuz
katlanmaktadır. Ben yapmış olduğum hizmetlerden dolayı mutluyum,
ayrıca oturduğum semtteki çocuklara da evimde ders vermekteyim:
.
SEMRA SABAHAT hanıma
teşekkür ederek mutluklarının devamını diledim ve kendilerine
teşekkür ettim sağ olsunlar var olsunlar. Onlar gerçek birer
KAHRAMANDIRLAR
Orhan
BUDAK
İstanbul’da iki yeni
araba vapuru daha hizmete alınıyor
“SAHİLBENT” VE “SULTANAHMET” Marmara sularında
İstanbul Büyükşehir Belediyesi, İstanbul
trafiğini rahatlatacak ve deniz ulaşımına büyük katkı
sağlayacak iki yeni araba vapurunu daha hizmete alıyor. İlk
olarak Aralık 2007’de hizmete alınan “Suhulet”in
ardından şimdi de “Sahilbent” ve “Sultanahmet”
adlı araba vapurları, Harem-Sirkeci arasında İstanbullular’a
hizmet verecek.

25 dakika süren bu hattaki seyir süresini 8
dakikaya indirecek yeni nesil araba vapurları ile
İstanbullular çayları soğumadan karşı kıyıya varmış olacak.
Türk tersanelerinde, Türk mühendis ve işçiler tarafından
üretilen vapurlar, İstanbullular’a hızlı, güvenli ve
konforlu bir ulaşım sağlıyor. 12,5 deniz mili hıza sahip
araba vapurları, yüksek cam boyutları, açık ve kapalı
mekanlarındaki panoramik seyir konforuyla da yolcularına
benzersiz bir seyir keyfi sunacak. Hız Kontrol
Sistemleri’ndeki donanımlar ise daha az titreşim ve gürültü,
enerji tasarrufu ve yüksek manevra kabiliyeti sunuyor.
Vapurların kullanım alanları, fiziksel engelli
vatandaşlarımızın ihtiyaçları dikkate alınarak düzenlendi.
Geniş koridor aralıkları, özel asansör ve yer kaplamaları da
vapurlarda yer alan özel uygulamalardan bazıları.

Her birinin maliyeti 10,7 milyon dolar
olan 4 yeni araba vapurunun sonuncusu ise “Sadabad”
olacak. Üç ay sonra Sadabad’ın da İDO filosuna katılmasıyla
Sirkeci-Harem arasında günlük yolcu ve araç taşıma
kapasitesi üç katına çıkarılacak.
5 km.
uzunluğundaki kara trafiğine çözüm getirecek yeni araba
vapurları, günlük 120 sefer kapasiteleri ile bir saatte 640
araç ve 4.800 yolcu taşıyacak. Buna göre yeni arabalılar,
her gün ortalama 9.600 araç ve 72 bin yolcuyu köprü
trafiğinden çekerek ciddi bir rahatlama sağlayacak.
Vapurların genel teknik özellikleri;
Özellikler: Boyu 73 m., Eni 18 m., 12.5 knot,
80 araç ve 600 yolcu.
Manevra:
Gemi, dünyanın en gelişmiş manevra gücüne ve
kabiliyetine sahip. Voith Sistemi,
poyraz ve lodosta rahat manevra, kamera
sistemi.
Güvenli:
4 ana jeneratör, Voith Sistemi, gelişmiş
seyir cihazları, 6 saniyede tam yol ileriden tam yol
tornistana geçebilme, yüksek ivmeli yavaşlama ve hızlanma.
Hızlı:
8 dk. seyir süresi, 15-20 dk. toplam sefer, büyük rampa,
kolay yükleme ve tahliye.
Çevreci:
Minimum yakıt sarfiyatı, egzost emisyon değerleri ideal.
Konforlu:
Geniş ve ferah salon, panoramik camlar, klima
sistemi, minimum titreşim.
Engelliler:
Uygun rampa, asansör, engelli tuvaleti, özel ışık ve ses
düzeni, zemin kaplaması vb.
Sosyal alanlar:
Bebek Bakım Odası, revir, büfe, 6 büyük (106) ekran LCD TV,
Evcil Hayvan Barınakları.
Trafiğe çözüm:
Saatte 640 araç ve 4.800 yolcu, günde 9.600 araç ve 72.000
yolcu taşıma kapasitesi. Günde 120 sefer.
(4 araba vapuru da hizmete alındığında)
“Sahilbent”in tarihçesi
İki kıyıyı bağlayan anlamına gelen Sahilbent,
1871 yılında Londra’da Maudslay Sons & Field tezgahlarında
yandan çarklı araba vapuru olarak yapıldı. Savaş günlerinde
Bahriye’nin hizmetine verildi. I. Dünya Savası sırasında
Haydarpaşa-Üsküdar-Sirkeci hattında asker ve askeri malzeme
taşıdı. Şirket-i Hayriye tarafından 27 baca numarasıyla ilk
olarak 1872’de hizmete alındı. 1959’da hizmet dışına
çıkarıldı, 1967 yılında ise satıldı. Şirket-i Hayriye’nin
kapanışından sonra uzun yıllar hizmet verdiği Denizyolları
amblemi ile çalışan Sahilbent, 45,7 m. boyunda, 8,5 m.
eninde, 1000 yolcu kapasitesine ve 7 deniz mili hıza
sahipti.
|
ÖZEL
HABER
Temiz
Haliç!...

Ülkemizin genelinde ve
İstanbul’da yaşanan olumsuzluklar, bu çabaların içinde yer alan
insanları hem şaşkınlığa hem de kızgınlığa itiyor. İstanbul’un
dünyaca ünlü Altın Boynuz’u Haliç’in temizlenmesi için 1/0 yılı
aşkın süre çalışmalar yapılarak trilyonlar çamura gömüldü. Sonuç
Haliç biraz temizlendi ve su sirkülasyonu sağlandı.
Hatta dönemin İstanbul
Büyükşehir Belediye Başkanı Ali Müfit Gürtuna, Haliç’te tüm
basının gözleri önünde suya girerek yüzdü. Aradan 5 yıl geçti.
Bu gün Haliç fotoğraftaki durumda. Trilyonlar harcanan Haliç’te
Eyüp sahiline demirlenen ve adeta bir ucubeyi andıran 3 ucuz
satış yapan balık ekmek teknesi, bulundukları yeri adeta bir
çöplüğe çevirmiş durumda.

İstanbul Büyükşehir
Belediyesi’nin bu duruma nasıl izin verdiği ve çevre koruma
müdürlüğüne bağlı zabıtaların bu durumu nasıl görmediği ise işin
bir başka trajik durumu. Evet açık denize çıkamayacak şekilde
eski ve yapılan eklentilerle tekne mi, yoksa bir gecekondu mu
belli olmayan bu 3 balık ekmek teknesi, günlerce bağlı
bulundukları yerden ayrılmadıkları için, tüm pis atık sularını
Haliç’in sularına bırakıyor. Teknelerin bulunduğu bölgede su
yüzeyi yağlı ve siyah bir görüntüye kavuşurken, Haliç sahili de
adeta bir görüntü kirliliğiyle karşı karşıya.

Trilyonlar harcanan
yabancıların ‘Golden Horn’ diye adlandırdıkları Altın Boynuz
Haliç, yıllarca süren çalışmalar ve harcanan trilyonlardan sonra
üç beş kişinin para kazanması uğruna bu hale getirildi. Bu
duruma göz yuman, görmezden gelen veya görmeyen İstanbul
Büyükşehir Belediyesi yetkilileri ile ilgili kurumlarının
vurdumduymazlığı, bu manzaraları gören İstanbulluları adeta
çileden çıkartıyor.
Webmaster:Burak
Doğan-Çevre
Haberleri-İstanbul
Çevre Konseyi-Doğa
Savaşçıları-Zafer
Murat Çetintaş |