VİLLAYA EVET,
BALIKÇIYA HAYIR
KUMKAPI’YI DİNLEYEN BİZİ DE DİNLE
İZMİR-HABER VE FOTOĞRAFLAR GENCO SABANCI:
Bakanlıkça kaldırılmak istenen balık çiftliklerinin
burnunun dibinde bulunan 600 villa görenleri şaşkına
çeviriyor. SİT alanı olan bölge bir günde SİT’ten
çıkarılıp temelleri atıldıktan sonra tekrar SİT ilan
edilip 600 villa konduruldu. Ardından tekrar SİT ilan
edilip başka yapılaşma olmaması sağlandı. 600 villaya ek
yapılan onlarca inşaatın temeli ise çirkinlik abidesi
olarak kaldı. Burası Çeşme Ildırı.


Kültür balığı üreten Balık Çiftliklerinin kaldırılmasına
yönelik çalışmaların başlatılmasına, Çeşme'deki Balık
Çiftlikleri işletmecileri çalışanlarıyla birlikte, 100
kişilik gurup, karara tepki gösterdi. Gerence Körfezi’ne
gelen Çeşmeli balıkçılar Çevre ve Orman Bakanı Osman
Pepe’yi ıslıklayarak ve slogan atarak “Hayatında bir defa
olsun doğru iş yap” dediler. Balıkçılar, Başbakan’a da
seslenerek, “Kumkapı’yı dinleyen bizi de dinle” sloganları
attılar.


Egeli balık Çiftlikleri işletmecileri bir süredir karşı
karşıya kaldıkları soruna denizde yaptıkları bir eylemle
tepki gösterdi. Merkezi İstanbul’da bulunan Doğa
Savaşçıları Derneği lideri Zafer Murat Çetintaş’ın
önderlik ettiği gösteride Osman Pepe ve temsil ettiği
Çevre Bakanlığının haksız uygulamaları protesto edildi.
Prof. Orhan Kural’da Çeşme’de balıkçıları yalnız
bırakmayarak destek verdi.


Sayıları 100’ü bulan balıkçılar teknelerle açıldıkları
Gerence Körfezi’nde ellerinde taşıdıkları dövizlerle
seslerini Ankara’ya duyurmaya çalıştılar. Temsili olarak
Bakan Pepe’nin dakikalarca ıslıklandığı gösteri sırasında
bir konuşma yapan Doğa Savaşçıları Örgütü Lideri Zafer
Murat Çetintaş, “Devlet ve onun saygıdeğer(!) yöneticileri
milletle dalgasını geçiyor. Sahilleri birilerine peşkeş
çekmek için şimdi de balıkçıları hedef tahtasına koydular.
Türk balıkçılığını AB ülkeleri nezninde kotalarda,
üretimde yükselteceklerine, kendi ülkelerinde balık
üretimini engellemek için akla hayale gelmeyen zorluk ve
bürokrasi çıkarıyorlar. Bunlarla da yetinilmeyip, anormal
kira ücretleri veya cezalarla balıkçıları yıldırmaya
çalışıyorlar. Buna göz yamamayız ve gerçekleri halka
anlatacağız” şeklinde konuştu.
Üç yanı denizlerle çevrili ülkemizde yanlış devlet
politikalar yüzünden Türk Balıkçısının daima sefalet
içinde bırakıldığını buda yetmiyormuş gibi ülke
ekonomisine büyük tırpan vurulduğunun altını çizen
Çetintaş, “Üç yanımız denizle çevrili, denizlerimizde
balık kalmadı. Balık üretim çiftlikleri kurulması için
girişimcisine her türlü imkanı sunan devletlerin
karşısında, bizim ülkemizde balıkçılara devlet her türlü
zorluğu çıkarıyor. Kendi ülkemin denizinde oltayla bile
balık avlayamayacak hale getirilmek isteniyoruz. Bir
yaygara tutturuldu gidiyor. “Balık Çiftlikleri denizi
kirletiyor” diye. Evet kirletiyor, sadece yüzde 1. O da
balığın dışkısı. Bu raporlarla belgelenmiş durumda. Esas
amaç farklı. Balık çiftliklerinin bulunduğu yerlerde,
villalarında oturan bazı beyefendilerin rahatsız olması.
Görüntüleri bozuluyor diye, bu girişimleri yapıyorlar.
Bunun esas nedeni ise çok farklı ve amaç büyük vurgunlar
yapmak” şeklinde konuştu.
SAHİLLERE 350 OTEL YAPILACAK
Zafer Murat Çetintaş, balık çiftliklerinin taşınmasına
karşı olmadıklarını ancak yer de gösterilmediğini ve bu
işten ekmek yiyen 25 bin kişinin mağdur edildiğini
vurgulayarak, “Hükümetin esas amacı, bu çiftliklerin
bulunduğu kıyı şeritlerine tam 350 yeni otel yapmak. Yani
birilerine halkın, kamunun arazileri peşkeş çekilecek.
Buna seyirci kalamayız” dedi.
Balık çiftlikleri işletmecilerinden Ege İhracatçı
Birlikleri Su Ürünleri Komisyonu Başkanı Nedim Anbar,
İbrahim Deniz ve dernek başkanı Erdal Seferbay’ında
katıldıkları gösteride çiftlik çalışanlarıyla birlikte
hükümeti ilginç bir eylemle protesto ettiler. Ellerinde
dövizlerle Pepe’yi protesto eden çalışanlar temsili olarak
Ankara’yı ve Bakan Pepe’yi dakikalarca ıslıkladılar.
“Çiftliklerimizi kapatamazsınız”, “Bilim adamlarını hiçe
sayamazsınız”, “Ekmeğimizle oynama” diyen balıkçılar
bakanlığın çiftlikleri kapatma kararında yer alan
gerekçeleri komik bulduklarını ifade ederek, “Siz şu anda
görmüyorsunuz ama Pepe’nin bu gerekçelerine balıklar bile
gülüyor” dediler. Balıkçılar daha sonra ellerindeki
pankartlarla kendilerini teknelerden denize attılar
BALIKLAR BAHANE, VİLLALAR ŞAHANE
Çeşme'deki
Balık Çiftlikleri işletmecileri devletin haksız ve usulsüz
dayatmasıyla karşı karşıya kaldıklarını belirterek
devletin Yunan Balıkçılarına tanıdığı hakkın binide birini
kendilerine tanımasını istiyor. Çevre Orman Bakanlığı,
kıyı ve deniz kirliliğine yol açtıklarını iddia ettiği 158
balık çiftliği hakkında aldığı kapatma kararına
üreticilerden top yekun tepki geldi. Çevre ve Orman
Bakanlığı'nın kirlilik riski yüksek olan kapalı koy ve
körfezlerde üretim yapan balık çiftliklerinin taşınması
için verdiği sürenin 13 Mayıs'ta dolması haklı bir isyanı
da beraberinde getirdi.
DEVLET NE YAPMAK İSTİYOR?
;
Çeşme'deki üreticilerin yüzlerce çalışanıyla el ele verip
geldikleri Gerence Körfezi'nde işletmecilerden Ege
İhracatçı Birlikleri Su ürünleri Komisyonu Başkanı Nedim
Anbar karara tepkilerini şu sözlerle dile getirdi “Türk
Balıkçısı’nın içinde bulunduğu zor durumu anlamayan bir
devlet iradesiyle karşı karşıyayız. Ekmeklerini denizden
kazanan bizler yıllardır her türlü zorluğa ve dayatmaya
karşı mücadele vermekten kendi işimizi yapamaz hale
geldik. Biz Çeşmeli Balık üreticileri öyle bir durumdayız
ki, ‘Devlet acaba yarın başımıza ne türlü bir zorluk, ne
türlü bir sıkıntı, ne türlü bir dayatmayla karşımıza
çıkacak diye düşünmekten inanın işimizi yapamaz hale
geldik. Türkiye’nin kıyı şeridi 8 bin 333 kilometre.
Toplam balık çiftliği ise 258 adet. Bunun su yüzeyindeki
kapladığı alan 20 kilometre. Ve 20 kilometrelik bir yer
bulunamıyor. 25 milyon hektarlık su alanında yer
bulunamamasının faturası, balık çiftliklerine kesiliyor.
Yarın bunun ceremesini tüketici de çekecek ve bir kilo
balık, 15 YTL’ye çıkacak. Bunu da Yunanistan’dan ithal
edeceğiz, hem de burnumuzun dibinde üretim yaptığı balık
çiftliklerinden” dedi. Anbar, sadece deniz yüzeyince bir
kilometrelik çiftliği için 4 bin 400 dolar kira verdiğini,
bu rakamın İtalya’ya göre yüzlerce kat olduğunu
belirterek, “Bu zorluklar nedeniyle yatırımlarımızı
İtalya’ya kaydırdık ve İtalyanlarla ortak balık çiftliği
kurduk. İtalya’da bir dönümüne 10 Euro veriyoruz. 26 bin
400 metrekare yer kiraladık. 10 kilometresine 270 Euro
ödüyoruz. Aradaki uçurumu düşünün!. Yatırımlarımızı yurt
dışına çıkarmaya başladık. Böyle bir balıkçılık politikası
olabilir mi?” şeklinde konuştu.
BİZ ÜVEY EVLADIZ!
İki ayrı şirketin Genel Müdürlüğünü yapan İbrahim Deniz
ise üreticiler olarak son derece mesnetsiz bir suçlamayla
karşı karşıya kaldıklarını belirterek, “Çevre ve Orman
Bakanlığı bizim deniz içinde yaptığımız üretim sırasında
denizi kirlettiğimizi iddia ediyor. Tabi ki böyle bir olay
yok. Sizlerde geldiniz gördünüz. Balıkların yetiştirildiği
havuzlar ve çevresinde kirliliğe dair en ufak bir emare
gördünüz mü? Denizin kirlendiğini iddia ederek bizi
yaptığımız işten soğutmak istiyorlar. Türkiye Cumhuriyeti
Devleti, Türk balık üreticisini bitirmek için elinden
geleni ardına koymuyor. Asılsız suçlamalarla, iddialarla
masa başı oyunlarıyla Türkiye, kendi balıkçısını
ülkesinden kaçırıyor. Balık çiftlikleri yılda 1 milyar
dolar bu devlete gelir sağlıyor. 650 milyon dolarlık
ihracatımız var. 15 bin kişi de direk bu işten ekmek
yiyor. Balık çiftliklerinin sayısı arttırılacağına,
kapatılmaya çalışılıyor” dedi.
ASIL SUÇLU, YAĞMACI DEVLETİN KENDİSİDİR!
Akua Kültür Derneği Başkanı Erdal Seferbay’ ise “Ortada
bir suç, bir usulsüzlük ve bir yağma aranıyorsa bunu yapan
biz değiliz. Şu gördüğünüz koyda bir lokma ekmeğin
derdindeki balık üreticileriyle uğraşanlar yine aynı bu
koyda milletvekilleri için yaptıkları villalara bir
baksınlar.
Villaların bulunduğu şu alan bir SİT alanıdır ve SİT
alanına 600 villa yapabilmek için 1 gecede bölgeyi SİT
alanından çıkarıp aynı gece inşaatlara başladılar.
Dozerler villaların temelleri için ilk kepçeyi vurduktan
sonra da ertesi gün yeniden burayı SİT alanı ilan
ettiler. Amaç kendilerinden başka bir yapılaşma olmasın.
Bakın bu villalarda kimler oturuyor. AKP’li Köksal Toptan,
CHP’li Ahmet Ersin, DTP’li Ahmet Türk, Devleti yönetenler
kendi işledikleri suçu örtbas etmek ve işledikleri suçun
görünmesinin önüne geçmek amacıyla bizim her şeyi ile
yasal olan üreticiliğimizi ön plana çıkarıp toplum önünde
suçlu gösterip hedef şaşırtmaya çalışıyorlar” dedi
Eylem için İstanbul’dan Gerence Körfezi’ne giden
Türkiye’nin Gerenpeece’si Doğa Savaşçıları Örgütü Başkanı
Zafer Murat Çetintaş, Devletin yıllar yılı yanlış ve
toplum tarafından kabul edilemez politikalarının ardında
hep birilerinin çıkarlarının olduğunu vurgulayarak,
“Dünyanın kendini en kurnaz sanan devlet idarecilerine
sahibiz. Burada da aynı örneği görüyoruz. Şu Gerence
Koyuna bir bakın!. Devlet
koyun hemen dibine 600 villa inşa edilmesine göz yumuyor.
Balıkçılar ise tu kaka ilan ediliyor” diyerek tepki
gösterdi. Çiftlik sahipleri, yürütmenin durdurulması için
Danıştay'a başvurduklarını ve hukukun kendilerini haklı
bulacağına inandıklarını belirterek, yetkililerden bir an
önce yeni alanlar göstermelerini istediler.
Yeni düzenlemeye göre, Çevre ve Orman Bakanlığı’nın
tebliği uyarınca, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nca
belirlenen ya da belirlenecek olan doğal ve arkeolojik sit
alanlarında balık çiftlikleri kurulamayacak. Derinliği 30
metre, kıyıdan 0,6 deniz mili (yaklaşık 1,100 deniz metre)
uzaklıkta, akıntı hızı 0,1m/sn olan yerlerde balık
çiftlikleri kurulmasına izin verilirken, mevcut
çiftliklere 13 Mayıs’a kadar süre verilmişti. Çevre ve
Orman Bakanlığı, kıyı ve deniz kirliliğine neden
oldukları, önemli turistik kentlerde turizm faaliyetlerine
zarar verdikleri, görsel, çevresel kirliliğe neden
oldukları gerekçesiyle, söz konusu tebliğ hükümlerine
uymadığı belirlenen 166 balık çiftliğinin kapatılması
işlemlerinin başlatıldığını açıklamıştı.
Türkiye’de, Muğla, Aydın, İzmir, Antalya, Trabzon, Ordu,
İstanbul, Mersin, Rize, Edirne, Hatay, Balıkesir ve
Çanakkale’de toplam 258 balık çiftliği bulunuyor. Bu
çiftliklerde 10 bini devamlı olmak üzere yan çalışan
unsurlarıyla 25 bin kişi ekmek yiyor. Avrupa Birliği
(AB), çipura ve levrek pazarının yüzde 25’ine sahip olan
Türkiye’de balık çiftliklerinin kapatılmasının, hem
ihracatı hem de iç pazara yönelik balık arzını tehlikeye
sokacağını belirtiyor.
NİSAN 2007