|
GENCO
SABANCI-UŞAK EŞME
Türkiye’nin altın stoğu 2005 yılında 116 tondu.
Kışladağ’da yılda 7.5 ton altın çıkarılıyor
Türkhaberim-UŞAK-TÜPRAG Uşak’ın Eşme ilçesinde
İR :5419" sayılı maden sahasını basın mensuplarına açtı.
TÜPRAG Metal Madencilik Müdürü Mehmet Yılmaz, Avrupa`nın en
büyük altın madeni olduğunu belirttiği Kışladağ`da dünyanın
en modern tesisini kurduklarını ifade ederek, yılda 7.5 ton
altın çıkardıklarını, hedeflerinin 10 ton olduğunu söyledi.
TÜPRAG Metal Madencilik
AŞ tarafından
işletilen Uşak’ın Eşme ilçesi yakınındaki Kışladağ Altın
Madeni, kamuoyunda yanlış bilgilendirme olduğu gerekçesiyle
kapılarını basın mensuplarına açtı. Ankara ve İstanbul’dan
maden sahasına zorlu bir yolculuktan sonra ulaşan basın
yayın kuruluşları temsilcileri, altın ocağı, liç sahası,
siyanür tankları ve altın üretim alanında madenle ilgili
bilgiler alarak yerinde inceleme fırsatı buldu.

TÜPRAG Metal Madencilik AŞ Müdürü Mehmet yılmaz,
Avrupa’nın en büyük altın madeninin, dünyanın en ileri
teknolojisiyle kurulduğunu, 17 Ağustos 2007 tarihinde
mahkeme kararı ile madende üretime ara verildiğini
belirterek, “Maden 6 Mart 2008 tarihinde yine mahkeme
kararı ile ikinci kez üretim izni aldı. Bugüne kadar
yaklaşık 7,5 ton altın ürettik. Bu da yaklaşık 220 milyon
dolar ediyor. Hedefimiz yılda 10 ton altın üretmek. Türkiye
dünyadaki en zengin altın rezervlerine sahip birkaç ülkeden
birisi. Bilinen 6 bin 500
ton altın
rezervi var. Bunun maddi değeri 200 milyar dolar, katma
değeri ile düşündüğümüzde ise 800 milyar dolar. Yer altı
kaynaklarımızı ülkemizin menfaatleri doğrultusunda hiç vakit
kaybetmeden üretime geçirmemiz gerekiyor. Bu, altın dahil
tüm kaynaklar için geçerlidir” dedi.

Madenin 15 yıl süreyle çalışacağını, bunun iki yılını
tamamladıklarını, belirten, Yılmaz, 132 milyon
ton cevher
içinden yıllık 10 ton altın üretmeyi hedeflediklerini, 2006
ve 2007 yıllarında bu hedefi tutturamadıklarını,
Kışladağ’dan toplam 107 ton altın çıkarmayı umduklarını,
Türkiye’nin altın ithal eden bir ülke olduğunu, ancak bunu
tersine çevirmenin mümkün olduğunu söyleyerek, “Elbette bunu
yaparken çevreyi kirletmemek gerekiyor. İleri teknoloji
kullanılırsa çevre bundan zarar görmez. Biz herkesi madene
davet ediyoruz. Ülke ekonomisine ciddi bir katkı sağlıyoruz.
İstihdam yaratıyoruz, burada üretilen altının tamamı da iç
piyasada satılıyor” şeklinde konuştu.

Sigara dumanındaki siyanür, madendeki havada yok

Tüprag Genel müdürü Mehmet Yılmaz, “ülkenin yer altı
zenginliklerinin çıkarılmasını istemeyenlerin var olduğunu
kaydederek, “Sigara için bir kişi, her sigara içişinde 0.3
mg siyanür alırken, bizim madenlerde sıvı halde (hidrojen
siyanür) siyanür lici kullanılmasına rağmen, sıvının PH’ını
(sertliğini) 10.5 tutarak, siyanürün buharlaşarak havaya
karışmasına ve dolaysıyla da insan sağlığına zarar vermesini
önlüyoruz” dedi.
Yılmaz, basın mensuplarına ocağı, altın elde etme
yöntemlerini ve dore adı verilen Altın gümüş ve diğer
matallerin de yer aldığı altın külçesinin dökümünü de
gösterdi. Yılmaz, Büyük Önder Atatürk’ün Etibank ve MTA’yı
kurmadan önce 20 mayıs 1933 de Altın arama ve işletme
idaresi başkanlığı ile Petrol arama ve işletme başkanlığı
kurduğunu hatırlatarak,”Ulu Önder Atatürk, ülkenin
kalkınmasının yer altı kaynaklarında olduğunu keşfetmiş ve
bu kurumları oluşturmuştur. Bugün bazı zihniyetler, zaman
zaman çıkardıkları dedikodularla ülkenin yer altı
kaynaklarının çıkarılmasını önlemeye çalışmaktadırlar. Bu
ülkede hiçbir maden, ruhsat almadan çalışamaz. Kışladağ
Altın Madeni de ilgili devlet kurumları tarafından iki
haftada bir denetlenmektedir. Şayet madenden kaynaklanan ve
insan sağlığını ve çevreyi olumsuz etkileyecek her hangi bir
olumsuzluk tespit edilmesi halinde, soruna çözüm bulununcaya
kadar, yetkililerin tesisi kapatma yetkileri vardır” dedi.

Açık ocak sistemi ile üretim yaptıklarını anlatan Yılmaz, 10
ar metrelik teraslar halinde ocağı işlediklerinden 1 km2’lik
bir alanda çalıştıklarını, tespitlere göre de 400 metre
derine kadar ineceklerini hatırlatarak, “Burada yapılan,
altın ve gümüş cevheri bulunan kayaları işlemden geçirdikten
sonra, başka alana taşıyarak, topoğrafik değişim sağlıyoruz.
Maden, 15 yıl sonra işlemini tamamlayınca, şirket tarafından
2 yıl boyunca gerekli düzenlemeler yapılıp,
ağaçlandırılacaktır. Bunun yapılmaması halinde, bakanlığa
yatırılan 40 milyon dolar yanacak. Yani biz yapmasak bile
bakanlık bunu yapacak. Bu sistem her maden sahası için
geçerli. Kimse bunu göze alamaz ve taminatını yakmaz” dedi.
.
Türkiye’de yeraltında bulunan zenginliklerin işlenip
ekonomiye kazandırılması ile altın ithalatında önemli bir
düşüşe neden olduklarını hatırlatan Yılmaz, Türkiye’nin her
yıl altın ithalatı için 5 milyar dolar ödediğini, Kışladağın
ortalama yılda 7.5 ton altın üreterek, önemli bir döviz
kaybını önlediğini, yabancı şirketlerin çıkardığı altın
madenini kaçırdığı yolundaki iddiaların da gülünç olduğunu
belirterek, burada elde edilen altının 999 ayara getirilmek
için istanbul’daki rafineriye götürüldüğünü, orda
saflaştırıldıktan sonra da İstanbul altın Borsa’sında
satıldığını kaydetti.

Yılmaz, Ocaktan çıkarılan kayaların önce ufalanarak
parçacıklar haline getirildiğini, “bu parçacıkların
konveyörlerle daha önce geçirimsizliği sağlanan kil dolgu
ile yapılan yığın lici prosesi ( bu proseste önce alan
jeomemram adlı bir lastik örtüyle kaplanıyor ardından kil
dolgu ile geçirimsizlik sağlanıyor.Üstüne drenaj boruları
döşenip, onun üzerine yine kalın jeomemramlar döşenerek
hazırlanıyor) üzerine dökülüyor.10 metrelik bir yığın teşkil
edildikten sonra bunun üzerine . PH’ı 10.5 olan sıvı halde
(hidrojen siyanür) siyanür lici damlama yöntemiyle
damlatılmakta ve kayanın içindeki altın ve kıymetli madenler
aşağı doğru süzülmekte ve aşağıda naylon brandanın üzendeki
drenaj kanalları vasıtası ile toplanarak sıvı işleme
merkezine geliyor. İşleme merkezine gelen sıvı elektrotlar
vasıtasıyla eritilen cevher daha sonra yüksek ısılı fırında
eritilerek ‘dore’ külçe haline getirilip, 999 saflığa
ulaştırmak için rafineriye gönderiliyor. PH’ı 10.5 olan
eriyik, yeniden borularla damlama borularına gönderilip,
işlem sürdürülüyor. Böylece siyanürlü eriyiğin 1 gramı bile
ziyan edilmeden kullanması sürer” dedi.
Yılmaz, bir soru üzerine ise, içinden altını alınan
kayaların ise işlemi bittikten sonra üzerine hidrojen
peroksit dökülmek suretiyle siyanürü meydana getiren Sodyum,
Karbon ve Azot’a dönüştürüldüğünü anlattı. Yılmaz, yer altı
sularının ve havanın şirket elamanlarınca sürekli
denetlendiğini de belirterek, devlet kurumlarının da 15
günde bir gelip denetim yaptığını belirtti.
15 yılda 170 ton altın çıkarılacak

Kışladağ’da altın rezervinin olduğunu 1998 yılında tespit
eden şirket, 5 yıl boyunca sondaj gerçekleştirdi. 52 bin
metre yapılan sondajın ardından 2003 yılında işletilebilir
208 ton metal ve altın rezervi bulunduğu tespit edildi. 2006
yılında altın çıkarmaya başlayan şirket 16 ayda 7.5 ton
altın çıkardı. Sahada 15 yıl içinde 132 milyon ton cevher
işlenecek. 170 ton altın çıkarılacak, 174 milyon dolar
yatırım yapılan tesiste, her biri 2.5 milyon dolar değerinde
tam 10 adet 150 ton kapasiteli devasa kamyonlar ile vinçler
çalışıyor. Madende toplam 530 kişi çalışıyor. Bunun 400’ünü
işçiler kapsıyor. Madende çalışan işçiler ve devasa
kamyonları kullananlar, maden çevresinde bulunan 4 köyde
yaşayanlar oluşturuyor. Bu kişiler aylar süren eğitimden
sonra çalıştırılırken, maden sahasında can güvenliği en üst
seviyede tutuluyor.
Bir ton cevherde 1.3 ila 4 gram arasında altın elde
edilebiliyor. Ortalama 150 ton cevherde 3 kilo altın
çıkarılabiliyor. 600 ton cevherden 12 kiloluk altın
külçesinin elde edilebilmesi için yapılan devasa işlem
görüldüğünde, işin maliyeti ve boyutları da ortaya çıkıyor.

Temmuz ayında kapatılmıştı
Tüprag Metal Madencilik Sanayi ve Ticaret A.Ş, 1986
yılında yüzde 100 yabancı sermayeli bir şirket olarak
Ankara’da kuruldu. Merkezi Kanada"da bulunan Eldorado Gold
Corporation adlı madencilik şirketinin bir alt kuruluşu
olarak Türkiye"de faaliyetlerini sürdüren Şirket"in, 2006
yılında açılan Uşak kışladağ’daki altın madeni işletmesinin
faaliyeti, üretimde ‘siyanür’ kullanıldığı gerekçesiyle
Danıştay 6. Daire tarafından, 9 Temmuz 2007 tarih ve
E.2006/7429 sayılı kararıyla ÇED olumlu kararının
yürütmesini durdurmuş ve maden sahası 6 ay kapalı kaldıktan
sonra Mart ayında tekrar mahkeme kararıyla izin alarak
çalışmalarına başlamıştı. Şirket kapalı kaldığı süre içinde
530 çalışanının maaşlarını ve sosyal haklarını ödemeyi
sürdürdü. 6 aylık zaman diliminde de çalışanlarının
eğitimini sağlarken, sahada da çevre düzenlemesi ve
ağaçlandırma çalışmaları gerçekleştirdi.


28
MAYIS 2008
|