|
Savcı beni muhbir yapmak istedi

‘9 esrarengiz telefonu’ kitabında yazarak TSK içindeki telekulak
skandalını ortaya çıkaran emekli albay Sarızeybek, soruşturmayı
yürüten Savcı Zekeriya Öz’ü suçladı: TSK’yı yıpratmak için beni
muhbirliğe çağırdı
Ya Gazi Paşa Duyarsa kitabında Ergenekon kapsamında aranan
Jandarma İstihbarat Daire Başkanı emekli Tuğgeneral Levent
Ersöz’ün görev yaptığı dönemde kendisinden 9 telefon numarasına
ait döküm istediğini anlatan emekli albay Erdal Sarızeybek, dün
Savcı Zekeriya Öz’ü suçladı. Şanlıurfa’da Alay komutanlığı
görevinde bulunurken, Tuğgeneral Levent Ersöz’ün kendisinden 3
kozmik nitelikteki 9 telefon numarasının konuşma dökümünü
istediğini 2 Nisan 2007 tarihli Aksiyon dergisine verdiği
röportajda da anlatan Sarızeybek, Savcı Zekeriya Öz’ün
soruşturmadan el çektirilmesini istedi.
Röportajında Ersöz’ün istediği dökümlerin daha sonra İstanbul
Telekom’dan bir uzman çavuş tarafından elden alındığını anlatan
Sarızeybek, bu açıklamadan üç hafta sonra Ergenekon
Operasyonu’nu yürüten Savcı Zekeriya Öz tarafından 25 Nisan’da
telefonla arandı.
İlk soru: Veli Küçük’ü tanıyor musunuz?
Öz’ün kendisini İstanbul’a davet etmesi üzerine 31 Nisan’da
Levent’teki Adliye binasının üst katında Savcı Öz’e bilgi veren
Sarızeybek, dün TV’de emekli paşalar Şener Eruygur ve Levent
Ersöz hakkında verdiği olumlu ifadelerin soruşturma kapsamında
kayda alınmadığını söyledi.
Zekeriya Öz’le buluşan Sarızeybek, savcının kendisine ilk olarak
“Veli Küçük’ü tanıyor musunuz?” diye sorduğunu, bu soruya “30
yıl birlikte çalıştık iyi bir generaldir” diye yanıt verdiğini
söyledi. Savcı Öz’ün ardından odaya giren badem bıyıklı bir
savcının ise kendisine “Sizi general yapmamışlar, harcadılar”
dediğine dikkat çeken Sarızeybek kendisine “Sizi general
yapmamışlar” cümlesiyle “Eğer biliyorsanız Şener Eruygur, Levent
Ersöz hakkında bir şey biz gerekeni yapalım” diye mesaj
verildiğini dile getirdi.
“Orada anlattıklarımı kayda bile sokmadı”
Savcı Öz’e “Sen bana savcı olarak soruyorsan Şener Eruygur iyi
midir Levent Ersöz nasıldır, ben her ikisi de iyidir diyorum”
dediğini vurgulayan Sarızeybek, Öz’ün yaptığının zabıta dilinde
muhbirlik anlamına geldiğini söyledi.
Cumhuriyet Savcıları’nın böylesine önemli bir soruşturmada
çağırdığı tanığın bilgisini kayda alması gerektiğini söyleyen
Sarızeybek “Katip yok, geç oldu denildi ve tutanak tutulmadı. Bu
savcılar Ergenekon soruşturmasını yapamaz çünkü soruşturmaya
fesat karıştırılmıştır, gölge düşürülmüştür. Beni ihbarcı
durumuna düşüreceklerdi. Zekeriya Öz tarafsızlığını yitirmiştir.
Hedef olarak kendisine TSK’yı seçmiştir. Bu soruşturma üçüncü
çuval olayıdır. İkincisi Dağlıca’dır. İki orgeneral polisler
arasında götürülmüş ve böylece Türk ordusuna duyulan güven
ayaklar altına alınmıştır” dedi.
O bombalar artık yok!...
Öte yandan,
Ergenekon soruşturmasını başlatan 27 el bombasından 7’sinin
tamamen, 20’sinin de patlayıcı iç aksamlarının, bombaların ele
geçirilmesinden bir gün sonra mahkeme kararı alındığı ve 14 gün
sonra imha edildiği ortaya çıktı.
Ümraniye’de 12 Haziran 2007’de ele geçirilen ve Ergenekon
soruşturmasını başlatan 27 el bombasının imha edildiği ortaya
çıktı. Kriminal incelemeden sonra el bombalarının imhası için 13
Haziran 2007’de İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, 10. Ağır Ceza
Mahkemesi’nden bombaların imhasını talep etti. Mahkeme de aynı
gün aldığı kararda 27 el bombasının CMK’nın 137. maddesi
gereğince imhasına karar verdi. Hakim Ahmet Civelek tarafından
verilen kararda şöyle denildi: “Ümraniye 2. Sulh Ceza
Mahkemesi’nin 12.06.2007 günlü kararına istinaden Ümraniye
Güngör Sokak’ta yapılan arama sonucunda çatıda, ihbarda
belirtilen elektrik direğinin yanında siyah renkli naylonla
örtülmüş haki renkli ahşap kasada 15.06.1997 tarih yazılı kağıt
ve 18 MKE yapımı el bombası ile bu el bombalarına ait 18 fünye,
7 adet DM41 Nato standardı tabir edilen el bombası, 2 Alman
yapım el bombası olmak üzere toplam 27 el bombası elde
edilmiştir.”
Kararda el bombalarının kriminal incelemesi yapılıp rapor
tanziminden sonra CMK 137. maddesi uyarınca imhasına karar
verildiği de bildirildi.
26 Haziran 2007’de bomba uzmanlarınca düzenlenen imha tutağında
ise “27 el bombası kapsülleri sökülerek vec meskun mahal dışına
çıkarılarak ayrı ayrı imha edilmiştir. İmha neticesinde
emsallerine eş değerde patladıkları görülmüştür. 18 MKE ve 2 RFX
Amerikan el bombalarının gövde kısmı ile maşa grupları
soruşturmaya esas olmak üzere Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü’ne
teslim edilmiştir” denildi.
Avukat şikayetçi oldu
Aynı soruşturmada tutuklanan Vedat Yenerer’in avukatı Vural
Ergül imha kararına ilişkin Hakimler ve Savcılar Yüksek
Kurulu’na şikayette bulunarak, iddia olunan suça ilişkin
delillerin açıkça karartıldığını belirtti.
Beşiktaş’ta Adliye önünde bir basın açıklaması yapan Avukat
Vural Ergül, “Soruşturma kapsamında silahlı terör örgütü
kurulduğu iddia ediliyor ve ortadaki yegane silahlar da
Ümraniye’de bir evde 12 Haziran 2007’de ele geçirilen 27 el
bombası. Ergenekon’un bombaları olarak bilinen bu bombalar hemen
ertesi günü 13’ünde İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi’nce verilen
kararla imha olunmuştur. Suç eşyası yönetmeliği, CMK ve birçok
hukuki düzenleme ceza yargılaması hukukunda suç delilinin
yargılamanın saklanması gerektiğini emreder. Ergenekon bombaları
olduğu söylenen bu bombaların imhasını kim nasıl izah edecek?
Eğer savcılar ve hakimler bu delillerin yargılama sonuna kadar
saklanması gerektiğini bilmiyorsa bu her insan için çok ciddi
bir tehdit. Ama biliyorlarsa Ergenekon soruşturmasını bir yere
taşımak amacıyla bile bile yangından mal kaçırır gibi delilleri
imha edip suç delillerini kararttılarsa o çok daha vahim bir
tehlike, tehdit” dedi.
İmhaya dayanak olan CMK 132’nci maddesi
Bombaların imhasına ilişkin karar Ceza Muhakemeleri Kanunu’nda
“Elkonulan eşyanın muhafazası veya elden çıkarılması” nı
düzenleyen 132. Madde şöyle: “Elkonulan eşya, zarara uğraması
veya değerinde esaslı ölçüde kayıp meydana gelme tehlikesinin
varlığı halinde, hükmün kesinleşmesinden önce elden
çıkarılabilir.”
Vatan
Necati Doğru-Vatan-27-6-2008

Başbakan muslukçuyu belediye döneminden tanıyordu
CHP Milletvekili Atilla Kart’ın bilgilere, belgelere, kanıtlara,
mahkeme kararlarına dayanarak ulaştığı sonuçlara göre, şu anda
çok büyük bir rakam sayılan 290.7 trilyon liralık harcamaya
ulaşan örtülü ödeneğin başına müşavir olarak görevlendirilmiş
bulunan, sahtecilikten 2 yıla mahkûm olmuş Maksut Serim’i
Başbakan Tayyip Erdoğan, İstanbul Belediye Başkanlığı döneminden
tanıyordu.
Tanımaması imkânsızdı.
Bilmemesi mümkün değildi.
1 Kasım 1996’da İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı yapmakta
olan Recep Tayyip Erdoğan’ın “yakın dostu” olduğu gerekçesiyle
Vakıflar Bankası’nın Genel Müdür Yardımcılığı’na atanmıştı. O
sırada iktidarın büyük ortağı, seçimlerde en yüksek oyu almış
Refah Partisi, Tayyip Erdoğan’ın partisiydi. Ve Maksut Serim,
Genel Müdür Yardımcısı olmadan önce Vakıfbank Valide Sultan
Şubesi müdürlüğüne getirilmişti. Şube müdürlüğü sırasında her ay
yaklaşık 3-4 trilyon liraya yakın paranın havuz hesaplarına
alındığı, buradan da denetimi imkânsız kılmak için birçok
hesapta dolaştırıldıktan sonra Refah Partisi’ne yakın firma ve
şahıslara aktarıldığı; haberleriyle, yazılarıyla ve yazarlarıyla
Refah Partisi’ni destekleyen Akit, Yeni Şafak ve Kanal 7’ye
kaynak transferi yapıldığı... Büyük miktarlarda naylon fatura
keserek karşılıksız trilyonlarca lirayı parti ve Büyükşehir
Belediye Başkanlığı’nın mutemetlerine (güvenilir şahıs) verdiği
duyumlarının alındığı MİT’e gönderilen gizli raporlarda
yazıyordu. (Bu bilgiler, dönemin İstanbul Valisi Erol Çakır’ın
kendi imzasıyla Başbakanlık Makamı’na gönderdiği “çok gizli”
damgalı bir yazıdan alındı. Bu metni gazeteci Saygı Öztürk,
haber olarak yazdı.)
İşte muslukçu buydu.
Geçmişi ortadaydı.
Sahtecilikten hüküm giymişti.
Ancak cezası askıya alınmıştı.
Bu nedenle sabıkasız görünüyordu. Mahkûm olmadan önce, banka
şube müdürlüğü yaparken, belediye başkanlığı sırasında Tayyip
Erdoğan ile tanışıyordu. Tayyip Erdoğan Başbakan olduğunun
10’uncu günü Maksut Serim’i önce Başbakanlık Halkla İlişkiler
Müşavirliği’ne almış sonra da “Örtülü Ödenek”ten sorumlu
Başbakanlık Başmüşaviri yapmıştı. 2007 yılında 290.7 trilyon
liraya ulaşan örtülü ödenek harcaması, onun sorumlu olduğu
musluktan harcanmıştı.
Bu 1 trilyon değil.
2 trilyon değil.
10 trilyon değil.
100 trilyon değil.
290.7 trilyon...
Nereye, nasıl harcandı?
Kalem kalem açıklanmalı!
Necati Doğru-Vatan-26-6-2008
Örtülü ödenek muslukçusu 2 yıl hapis yedi, korunuyor!
Aklı başında hiçbir çiftçi “çaresiz tavuklarının barındığı
kümese hırsız tilkiyi bekçi olsun” diye tutar mı? Her işin başı
insan. Temiz, dürüst, şerefli, faziletli insan. Dünya ne kadar
kirlenirse kirlensin, hemen herkes “sabıkası olmayan, suça,
sahteciliğe, sahtekârlığa bulaşmamış” insanla çalışmayı arzular.
Benzin istasyonları pompacıları işe alırken, berber çırak,
bakkal tezgâhtar, bankalar memur, fabrikalar işçi seçerken bile
“sabıka temizliği kâğıdı” istiyorlar.
Ne yaman çelişki!
Başbakan istemiyor.
Sormuyor.
Kendisine bağlı ve kendisi dahil ancak iki bakanın daha (biri
Maliye Bakanı diğeri ilgili bakan) imzasıyla harcanan “örtülü
ödenek parası musluğunun” başına Ankara 9. Ağır Ceza
Mahkemesi’nin “sahtecilikten 2 yıl hapse mahkûm” ettiği Maksut
Serim adlı 55 yaşındaki “lise mezununu” getirdi.
Lise muzunu!
Ve sahtecilikten hükümlü.
CHP İzmir Milletvekili Ahmet Ersin’in soru önergesiyle ortaya
çıktığına göre, bu lise mezunu ve sahtecilikten 2 yıl hapis
cezası yemiş Maksut Serim, her yıl trilyon trilyon artarak
büyüyen ve 2007’de 290.7 trilyon lirayı bulan “örtülü ödeneğin”
başında bulunuyor.
***
Ve iktidarca korunuyor.
Bakanlar onu kolluyor.
Başbakan el üstünde tutuyor.
Sicil belgesi olarak bilinen Başbakanlık Hizmet Belgesi’nde
kurum sicili 42/4641, bilgisayar sicili 200030084, emeklilik
sicili de 55351373 numaralı olan ve şimdi Başbakanlık Özel Kalem
Müdürlüğü yapmakta olan Maksut Serim’in öğrenim durumu bölümünde
“lise mezunu” yazıyor.
***
Lise mezunu!
26 Mart 2003 günü “açıktan tayin” ile Başbakanlık Basın ve
Halkla İlişkiler Müşaviri olarak tayin ediliyor. 3000 ek
göstergeden maaş almaya başlıyor ve 9 Haziran 2004 tarihinden
sonra da 6400 ek gösterge ile Başbakanlık Başmüşaviri yapılıyor,
böylece müsteşar yardımcılığına eşdeğer kılınan Maksut Serim, bu
kadrosuyla ve aldığı yüksek maaşla devlette çalışan lise
mezunları arasında bu düzeye çıkmış tek isim oluyor. (Bu
bilgiler Şükrü Küçükşahin’in 19 Mart 2007 tarihli Hürriyet’teki
yazısından alındı.)
CHP Konya Milletvekili Atilla Kart’ın soru önergeleri vererek,
mahkeme kayıtlarını inceleyip, 5 yıldır büyük bir titizlikle
çalışıp belgelere ulaşarak bulduğu bilgiye göre ise Maksut
Serim, Başbakanlık’a örtülü ödenek musluğunun başına
getirilmeden önce Vakıflar Bankası Valide Sultan Şubesi
Müdürlüğü’ne getirilmişti. Bu da torpil, kayırma, kollama ile
olmuştu. Ancak Maksut Serim’in bankaya sunduğu diplomanın sahte
olduğu; dolayısıyla “lise mezunu” bir kişinin banka şube müdürü
olamayacağı ihbar edildi.
***
Müfettişler harekete geçti.
Bankadaki dosyası incelendi.
Maksut Serim’in dosyasında üniversite diploması yerine
Kazakistan Al-Farabi Devlet Üniversitesi’nden alınmış bir
mezuniyet belgesi olduğu görüldü. Bunun üzerine Kazakistan’a ne
zaman gittiği, kaç yıl kaldığı, hangi dersleri aldığı incelendi.
Pasaportundaki kayıtlara göre 4 yıllık süre içinde yurt dışında
ancak 2.5 ay kaldığı ortaya çıktı. Diplomasının (mezuniyet
belgesinin) YÖK’ten denkliğinin olmadığı da belirlendi. Banka
yönetimi onu şube müdürlüğünden almak zorunda kaldı. Mahkemeye
verildi ve Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesi “resmi evrakta
sahtecilik yaptığı”na hükmederek 2 yıl hapis kararı verdi. Ancak
Maksut Serim, 5 yıl içinde aynı suçu tekrar işlemediği sürece
mahkûmiyet kararı askıda olacak. (Bu bilgiler, Harun Gürek’in 20
Ağustos 1997’de Milliyet Ekonomi’de yazdığı haberden alındı.)
***
Özetlersem:
Maksut Serim lise mezunuydu.
Üniversite bitirmemişti.
Sahte belge düzenlemişti.
Mahkeme mahkûm etmişti.
Fakat mahkûmiyetin infazı, işlediği suçu tekrar işlememesi
şartıyla 5 yıl süreyle askıdaydı. Yani kağıt üstünde Maksut
Serim, “sabıkasız” görünüyordu. Buna dayanarak Başbakan Tayyip
Erdoğan onu örtülü ödeneğin başına getiriyor ve Bakan Cemil
Çiçek, Milletvekili Atilla Kart’ın soru önergesine verdiği
cevapta; “Başbakanlık Başmüşaviri Maksut Serim’in sahtecilikten
mahkûm olduğu şeklindeki iddialar tamamen gerçek dışıdır...”
diye cevap verebiliyordu.
Adam sahteciyidi.
Fakat örtüyorlardı.
YARIN: Muslukçu’yu niçin
koruyorlar?
Örtülü ödeneğin musluğu!
|
|

CHP’nin Konya Milletvekili Atilla Kart, tam 5 yıldan beri
“Kim bu adam? Nereden geldi? Başbakan’ın örtülü ödeneğin
musluğunu teslim ettiği Özel Kalem Müdürü nasıl oldu?”
sorularına cevap aradı, Haziran 2003’ten bu yana Meclis’e 6
soru önergesi verdi.
Doyurucu cevap aradı.
Kayıtlara girdi.
Belgelere ulaştı.
Dava sonuçlarını inceledi.
Portreyi netleştirdi.
2005 yılında 35 milyon YTL (35 trilyon lira) olan, 2006
yılında 250 milyon YTL (250 trilyon lira) ve 2007 yılında
290.7 milyon YTL’ye (290.7 trilyon lira) ulaşan Başbakanlık
Özel Kalem Müdürlüğü harcamalarının başında olduğu iddia
edilen adamın “resmi evrak sahteciliğinden” 2 yıl hüküm
giydiğini buldu.
Yapılan sahtecilik neydi?
Olay nasıl, nerede oldu?
Sahteciliği kim gizledi?
***
CHP Milletvekili Atilla Kart, bu soruların cevabının da
peşine düştü. Belgelere dayalı şu gerçekleri buldu: Tayyip
Erdoğan’ın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olduğu
dönemde Maksut Serim, Vakıfbank Valide Sultan Şubesi
Müdürüydü. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin paraları da bu
şubede toplanıyordu. İstanbul Valiliği’nin 9. 4. 1999
tarihinde gönderdiği bir gizli yazıda da belirtildiğine göre
Vakıbank Şube Müdürü Maksut Serim, bankacılık hukukuna
aykırı olarak Büyükşehir adına görünen-görünmeyen hesaplar
açmış, Tayyip Erdoğan’ı ve partisini haberleriyle,
yazılarıyla ve yazarlarıyla destekleyen Akit, Yeni Şafak
gazeteleriyle Kanal 7’ye kaynak aktarmıştı.
Mahkemelik de olmuştu.
21. Asliye Ceza Mahkemesi, Maksut Serim’in “Kazakistan El-Farabi
Devlet Üniversitesi”nden aldığını söylediği üniversite
diplomasında “sahtecilik” yaptığına karar vermiş ve 3 ay
hapsine hükmetmişti. Önüne gelen temyiz isteğiyle Yargıtay,
davaya yeniden bakmış, Maksut Serim’in işlediği sahteciliğin
“basit evrak üzerinde” değil “resmi evrak üzerinde”
yapıldığı kararına vararak davanın Ankara 9. Ağır Ceza’da
yeniden görülmesini istemişti.
***
9. Ağır Ceza Mahkemesi de Maksut Serim’i suçlu bularak 2 yıl
hapsine karar vermişti. Vakıfbank İdare Meclisi ise (11. 11.
1996 ve 29. 9. 1997 tarihlerinde aldığı iki kararla) “Maksut
Serim’in diplomasının geçersizliğini” kabul ederek onu banka
şube müdürlüğü görevinden almıştı. İşte 2 yıl hüküm giymiş
bu Maksut Serim, 5 yıldan beri Başbakanlık Özel Kalem Müdürü
ve iddiaya göre 2007 yılında 290.7 trilyon lira harcama
yapan “Örtülü Ödenek’in musluğunun başında” bulunuyor.
Şimdi Başbakan açıklamalı.
Bize değil...
Bizim patrona da değil.
Halka hesap vermeli.
Maksut Serim’in sahtecilikten 2 yıl hapis cezası yediğini ve
banka şube müdürlüğünden indirildiğini bile bile hangi
gerekçelerle onu örtülü ödeneğin muslukçubaşı yaptığını
halka anlatmalı...
YARIN: Muslukçu özel olarak korunuyor!

Leman’dan fanatik Başbakan
Başbakan Erdoğan'ın Hırvatistan galibiyeti
sonrasında yaşadığı sevinç Leman'a kapak oldu. İşte o kapak
Türkiye'nin Hırvatistan galibiyeti tüm Türkiyey'yi sevince
boğdu. Maçı staddan izleyen Erdoğan da gollerle kendinden geçti.
Leman Erdoğan'ın yaşadığı sevinci kapağına işte böyle taşıdı
|
Bir onlar kalmıştı!...
TBMM, akraba parlamentosuna çevrildi
İktidar milletvekilleri, mecliste ve kamu kurumlarında eşleri,
kardeşleri, enişteleri gibi birinci, ikinci derece akrabalarını
torpille işe yernleştirdi. Ortada birinci ve ikinci derecede
yakın kalmayınca bu kez üçüncü derece akrabaların çalıştırılması
için karar alındı
TBMM Divan
toplantısında çıkan kritik bir karar, sigara yasağının Meclis'te
nasıl uygulanacağı tartışmalarının gölgesinde kaldı. Oysa karar
TBMM'de işe alınacak milletvekilli akrabalarıyla ilgili. Artık
üçüncü derece akrabalar Meclis'te işe alınabilecek.

Dün yapılan
TBMM Başkanlık Divanında Milletvekili Danışmanı
Çalıştırılması Hakkında Hizmet Sözleşmesi Esaslarında değişiklik
yapılması benimsendi. Meclis Başkanı Köksal Toptan'ın
başkanlığında yapılan
TBMM
Başkanlık Divanı kararına göre, milletvekillerinin yasama ve
araştırma faaliyetlerinde yardımcı olacak personel, herhangi bir
milletvekilinin ikinci dereceye kadar (ikinci derece dahil) kan
ve sıhri hısımı olmayacak. Bu durumda milletvekillerinin
anne-baba, eş, çocukları ve kardeşleri danışman olarak
çalıştırılamayacak. Eski düzenlemede, üçüncü dereceye kadar
(üçüncü derece de dahil) olan akrabalar danışman olamıyordu.
Konu görüşülürken,
TBMM
Başkanı Toptan ile İdare Amiri ve
DTP
Muş Milletvekili Sırrı Sakık arasında tartışma yaşandı.
Değişikliğe karşı çıkan Sakık, daha önceki yıllarda
milletvekillerinin akrabalarını danışman olarak
çalıştırabildiklerini, ancak kendileri bunu yapınca
yasaklandığını ileri sürdü. Sakık, “Kendilerine karşı ayrımcılık
yapıldığını, bunun devam etmesi halinde toplantılara
katılmayacağını” söyledi.
Başkanlık Divanında, AKP'li üyeler de sınırlamanın
kaldırılmasını isterken,
CHP'li
Küçük karşı çıktı. Eski düzenlemenin devam etmesini isteyen
Küçük, “1996 yılında bu sınırlama, belli sıkıntılar nedeniyle
getirildi. Bu durum istismar edilmişti. Şimdi de sıkıntı konusu
olabilir” dedi.
Toplantıda Meclis Radyosu kurulması da görüşüldü, ancak karar
alınmadı. Konunun daha sonra ele alınması benimsendi.
Bakan'ın ağabeyi müdür
oldu
ANKA
Öte yandan aynı
zamanda İngiltere vatandaşı olan Hazineden sorumlu Devlet Bakanı
Mehmet Şimşek’in ağabeyi Selahattin Şimşek ise Iğdır Milli
Eğitim Müdürlüğü görevine asaleten atandı.
Selahattin Şimşek’in asaleten Iğdır Milli Eğitim Müdürlüğü
görevine getirilmesine ilişkin karar bugünkü Resmi Gazete’de
yayımlandı. 11 Ekim 2007 tarihinde Iğdır Milli Eğitim
Müdürlüğü’ne vekaleten atanan Selahattin Şimşek, Batman Milli
Eğitim Müdürlüğü Teftiş Kurulu Başkanlığı görevinden istifa
etmişti. 22 Temmuz Genel Seçimleri’nde AKP’den aday olmak
amacıyla görevinden istifa eden Şimşek, kardeşi Mehmet Şimşek’in
adaylık için başvuru yapması nedeniyle milletvekili adaylığından
vazgeçmişti. AKP’nin yüzde 47 oy alarak yeniden hükümetin
kurmasının ardından ise Şimşek, görevine Milli Eğitim Müdürü
olarak geri döndü. Selahattin Şimşek, Hacettepe Üniversitesi
Eğitim Yönetimi Bölümü mezunu.
Webmaster:Burak
Doğan-Çevre
Haberleri-İstanbul
Çevre Konseyi-Doğa
Savaşçıları-Zafer
Murat Çetintaş |