İstanbul’un Muhteşem Fotoğrafları

 RTE 54-Recep Tayyip Erdoğan

Cem Karaca (Özel Bölümü)

 

 

 

Döviz Kurları

 

Savcı beni muhbir yapmak istedi

 

‘9 esrarengiz telefonu’ kitabında yazarak TSK içindeki telekulak skandalını ortaya çıkaran emekli albay Sarızeybek, soruşturmayı yürüten Savcı Zekeriya Öz’ü suçladı: TSK’yı yıpratmak için beni muhbirliğe çağırdı

Ya Gazi Paşa Duyarsa kitabında Ergenekon kapsamında aranan Jandarma İstihbarat Daire Başkanı emekli Tuğgeneral Levent Ersöz’ün görev yaptığı dönemde kendisinden 9 telefon numarasına ait döküm istediğini anlatan emekli albay Erdal Sarızeybek, dün Savcı Zekeriya Öz’ü suçladı. Şanlıurfa’da Alay komutanlığı görevinde bulunurken, Tuğgeneral Levent Ersöz’ün kendisinden 3 kozmik nitelikteki 9 telefon numarasının konuşma dökümünü istediğini 2 Nisan 2007 tarihli Aksiyon dergisine verdiği röportajda da anlatan Sarızeybek, Savcı Zekeriya Öz’ün soruşturmadan el çektirilmesini istedi.

Röportajında Ersöz’ün istediği dökümlerin daha sonra İstanbul Telekom’dan bir uzman çavuş tarafından elden alındığını anlatan Sarızeybek, bu açıklamadan üç hafta sonra Ergenekon Operasyonu’nu yürüten Savcı Zekeriya Öz tarafından 25 Nisan’da telefonla arandı.

İlk soru: Veli Küçük’ü tanıyor musunuz?

Öz’ün kendisini İstanbul’a davet etmesi üzerine 31 Nisan’da Levent’teki Adliye binasının üst katında Savcı Öz’e bilgi veren Sarızeybek, dün TV’de emekli paşalar Şener Eruygur ve Levent Ersöz hakkında verdiği olumlu ifadelerin soruşturma kapsamında kayda alınmadığını söyledi.

Zekeriya Öz’le buluşan Sarızeybek, savcının kendisine ilk olarak “Veli Küçük’ü tanıyor musunuz?” diye sorduğunu, bu soruya “30 yıl birlikte çalıştık iyi bir generaldir” diye yanıt verdiğini söyledi. Savcı Öz’ün ardından odaya giren badem bıyıklı bir savcının ise kendisine “Sizi general yapmamışlar, harcadılar” dediğine dikkat çeken Sarızeybek kendisine “Sizi general yapmamışlar” cümlesiyle “Eğer biliyorsanız Şener Eruygur, Levent Ersöz hakkında bir şey biz gerekeni yapalım” diye mesaj verildiğini dile getirdi.

“Orada anlattıklarımı kayda bile sokmadı”

Savcı Öz’e “Sen bana savcı olarak soruyorsan Şener Eruygur iyi midir Levent Ersöz nasıldır, ben her ikisi de iyidir diyorum” dediğini vurgulayan Sarızeybek, Öz’ün yaptığının zabıta dilinde muhbirlik anlamına geldiğini söyledi.

Cumhuriyet Savcıları’nın böylesine önemli bir soruşturmada çağırdığı tanığın bilgisini kayda alması gerektiğini söyleyen Sarızeybek “Katip yok, geç oldu denildi ve tutanak tutulmadı. Bu savcılar Ergenekon soruşturmasını yapamaz çünkü soruşturmaya fesat karıştırılmıştır, gölge düşürülmüştür. Beni ihbarcı durumuna düşüreceklerdi. Zekeriya Öz tarafsızlığını yitirmiştir. Hedef olarak kendisine TSK’yı seçmiştir. Bu soruşturma üçüncü çuval olayıdır. İkincisi Dağlıca’dır. İki orgeneral polisler arasında götürülmüş ve böylece Türk ordusuna duyulan güven ayaklar altına alınmıştır” dedi.

 

O bombalar artık yok!...

 Öte yandan,
Ergenekon soruşturmasını başlatan 27 el bombasından 7’sinin tamamen, 20’sinin de patlayıcı iç aksamlarının, bombaların ele geçirilmesinden bir gün sonra mahkeme kararı alındığı ve 14 gün sonra imha edildiği ortaya çıktı.

Ümraniye’de 12 Haziran 2007’de ele geçirilen ve Ergenekon soruşturmasını başlatan 27 el bombasının imha edildiği ortaya çıktı. Kriminal incelemeden sonra el bombalarının imhası için 13 Haziran 2007’de İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, 10. Ağır Ceza Mahkemesi’nden bombaların imhasını talep etti. Mahkeme de aynı gün aldığı kararda 27 el bombasının CMK’nın 137. maddesi gereğince imhasına karar verdi. Hakim Ahmet Civelek tarafından verilen kararda şöyle denildi: “Ümraniye 2. Sulh Ceza Mahkemesi’nin 12.06.2007 günlü kararına istinaden Ümraniye Güngör Sokak’ta yapılan arama sonucunda çatıda, ihbarda belirtilen elektrik direğinin yanında siyah renkli naylonla örtülmüş haki renkli ahşap kasada 15.06.1997 tarih yazılı kağıt ve 18 MKE yapımı el bombası ile bu el bombalarına ait 18 fünye, 7 adet DM41 Nato standardı tabir edilen el bombası, 2 Alman yapım el bombası olmak üzere toplam 27 el bombası elde edilmiştir.”

Kararda el bombalarının kriminal incelemesi yapılıp rapor tanziminden sonra CMK 137. maddesi uyarınca imhasına karar verildiği de bildirildi.

26 Haziran 2007’de bomba uzmanlarınca düzenlenen imha tutağında ise “27 el bombası kapsülleri sökülerek vec meskun mahal dışına çıkarılarak ayrı ayrı imha edilmiştir. İmha neticesinde emsallerine eş değerde patladıkları görülmüştür. 18 MKE ve 2 RFX Amerikan el bombalarının gövde kısmı ile maşa grupları soruşturmaya esas olmak üzere Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü’ne teslim edilmiştir” denildi.

Avukat şikayetçi oldu

Aynı soruşturmada tutuklanan Vedat Yenerer’in avukatı Vural Ergül imha kararına ilişkin Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’na şikayette bulunarak, iddia olunan suça ilişkin delillerin açıkça karartıldığını belirtti.

Beşiktaş’ta Adliye önünde bir basın açıklaması yapan Avukat Vural Ergül, “Soruşturma kapsamında silahlı terör örgütü kurulduğu iddia ediliyor ve ortadaki yegane silahlar da Ümraniye’de bir evde 12 Haziran 2007’de ele geçirilen 27 el bombası. Ergenekon’un bombaları olarak bilinen bu bombalar hemen ertesi günü 13’ünde İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi’nce verilen kararla imha olunmuştur. Suç eşyası yönetmeliği, CMK ve birçok hukuki düzenleme ceza yargılaması hukukunda suç delilinin yargılamanın saklanması gerektiğini emreder. Ergenekon bombaları olduğu söylenen bu bombaların imhasını kim nasıl izah edecek? Eğer savcılar ve hakimler bu delillerin yargılama sonuna kadar saklanması gerektiğini bilmiyorsa bu her insan için çok ciddi bir tehdit. Ama biliyorlarsa Ergenekon soruşturmasını bir yere taşımak amacıyla bile bile yangından mal kaçırır gibi delilleri imha edip suç delillerini kararttılarsa o çok daha vahim bir tehlike, tehdit” dedi.

İmhaya dayanak olan CMK 132’nci maddesi

Bombaların imhasına ilişkin karar Ceza Muhakemeleri Kanunu’nda “Elkonulan eşyanın muhafazası veya elden çıkarılması” nı düzenleyen 132. Madde şöyle: “Elkonulan eşya, zarara uğraması veya değerinde esaslı ölçüde kayıp meydana gelme tehlikesinin varlığı halinde, hükmün kesinleşmesinden önce elden çıkarılabilir.”

Vatan

 

 

 

 

 

Necati Doğru-Vatan-27-6-2008

 

 

Başbakan muslukçuyu belediye döneminden tanıyordu

 

CHP Milletvekili Atilla Kart’ın bilgilere, belgelere, kanıtlara, mahkeme kararlarına dayanarak ulaştığı sonuçlara göre, şu anda çok büyük bir rakam sayılan 290.7 trilyon liralık harcamaya ulaşan örtülü ödeneğin başına müşavir olarak görevlendirilmiş bulunan, sahtecilikten 2 yıla mahkûm olmuş Maksut Serim’i Başbakan Tayyip Erdoğan, İstanbul Belediye Başkanlığı döneminden tanıyordu.

Tanımaması imkânsızdı.

Bilmemesi mümkün değildi.

1 Kasım 1996’da İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı yapmakta olan Recep Tayyip Erdoğan’ın “yakın dostu” olduğu gerekçesiyle Vakıflar Bankası’nın Genel Müdür Yardımcılığı’na atanmıştı. O sırada iktidarın büyük ortağı, seçimlerde en yüksek oyu almış Refah Partisi, Tayyip Erdoğan’ın partisiydi. Ve Maksut Serim, Genel Müdür Yardımcısı olmadan önce Vakıfbank Valide Sultan Şubesi müdürlüğüne getirilmişti. Şube müdürlüğü sırasında her ay yaklaşık 3-4 trilyon liraya yakın paranın havuz hesaplarına alındığı, buradan da denetimi imkânsız kılmak için birçok hesapta dolaştırıldıktan sonra Refah Partisi’ne yakın firma ve şahıslara aktarıldığı; haberleriyle, yazılarıyla ve yazarlarıyla Refah Partisi’ni destekleyen Akit, Yeni Şafak ve Kanal 7’ye kaynak transferi yapıldığı... Büyük miktarlarda naylon fatura keserek karşılıksız trilyonlarca lirayı parti ve Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nın mutemetlerine (güvenilir şahıs) verdiği duyumlarının alındığı MİT’e gönderilen gizli raporlarda yazıyordu. (Bu bilgiler, dönemin İstanbul Valisi Erol Çakır’ın kendi imzasıyla Başbakanlık Makamı’na gönderdiği “çok gizli” damgalı bir yazıdan alındı. Bu metni gazeteci Saygı Öztürk, haber olarak yazdı.)

İşte muslukçu buydu.

Geçmişi ortadaydı.

Sahtecilikten hüküm giymişti.

Ancak cezası askıya alınmıştı.

Bu nedenle sabıkasız görünüyordu. Mahkûm olmadan önce, banka şube müdürlüğü yaparken, belediye başkanlığı sırasında Tayyip Erdoğan ile tanışıyordu. Tayyip Erdoğan Başbakan olduğunun 10’uncu günü Maksut Serim’i önce Başbakanlık Halkla İlişkiler Müşavirliği’ne almış sonra da “Örtülü Ödenek”ten sorumlu Başbakanlık Başmüşaviri yapmıştı. 2007 yılında 290.7 trilyon liraya ulaşan örtülü ödenek harcaması, onun sorumlu olduğu musluktan harcanmıştı.

Bu 1 trilyon değil.

2 trilyon değil.

10 trilyon değil.

100 trilyon değil.

290.7 trilyon...

Nereye, nasıl harcandı?

Kalem kalem açıklanmalı!

 

 

 

 

Necati Doğru-Vatan-26-6-2008

Örtülü ödenek muslukçusu 2 yıl hapis yedi, korunuyor!

Aklı başında hiçbir çiftçi “çaresiz tavuklarının barındığı kümese hırsız tilkiyi bekçi olsun” diye tutar mı? Her işin başı insan. Temiz, dürüst, şerefli, faziletli insan. Dünya ne kadar kirlenirse kirlensin, hemen herkes “sabıkası olmayan, suça, sahteciliğe, sahtekârlığa bulaşmamış” insanla çalışmayı arzular. Benzin istasyonları pompacıları işe alırken, berber çırak, bakkal tezgâhtar, bankalar memur, fabrikalar işçi seçerken bile “sabıka temizliği kâğıdı” istiyorlar.

Ne yaman çelişki!

Başbakan istemiyor.

Sormuyor.

Kendisine bağlı ve kendisi dahil ancak iki bakanın daha (biri Maliye Bakanı diğeri ilgili bakan) imzasıyla harcanan “örtülü ödenek parası musluğunun” başına Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesi’nin “sahtecilikten 2 yıl hapse mahkûm” ettiği Maksut Serim adlı 55 yaşındaki “lise mezununu” getirdi.

Lise muzunu!

Ve sahtecilikten hükümlü.

CHP İzmir Milletvekili Ahmet Ersin’in soru önergesiyle ortaya çıktığına göre, bu lise mezunu ve sahtecilikten 2 yıl hapis cezası yemiş Maksut Serim, her yıl trilyon trilyon artarak büyüyen ve 2007’de 290.7 trilyon lirayı bulan “örtülü ödeneğin” başında bulunuyor.

***



Ve iktidarca korunuyor.

Bakanlar onu kolluyor.

Başbakan el üstünde tutuyor.

Sicil belgesi olarak bilinen Başbakanlık Hizmet Belgesi’nde kurum sicili 42/4641, bilgisayar sicili 200030084, emeklilik sicili de 55351373 numaralı olan ve şimdi Başbakanlık Özel Kalem Müdürlüğü yapmakta olan Maksut Serim’in öğrenim durumu bölümünde “lise mezunu” yazıyor.

***


Lise mezunu!

26 Mart 2003 günü “açıktan tayin” ile Başbakanlık Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri olarak tayin ediliyor. 3000 ek göstergeden maaş almaya başlıyor ve 9 Haziran 2004 tarihinden sonra da 6400 ek gösterge ile Başbakanlık Başmüşaviri yapılıyor, böylece müsteşar yardımcılığına eşdeğer kılınan Maksut Serim, bu kadrosuyla ve aldığı yüksek maaşla devlette çalışan lise mezunları arasında bu düzeye çıkmış tek isim oluyor. (Bu bilgiler Şükrü Küçükşahin’in 19 Mart 2007 tarihli Hürriyet’teki yazısından alındı.)

CHP Konya Milletvekili Atilla Kart’ın soru önergeleri vererek, mahkeme kayıtlarını inceleyip, 5 yıldır büyük bir titizlikle çalışıp belgelere ulaşarak bulduğu bilgiye göre ise Maksut Serim, Başbakanlık’a örtülü ödenek musluğunun başına getirilmeden önce Vakıflar Bankası Valide Sultan Şubesi Müdürlüğü’ne getirilmişti. Bu da torpil, kayırma, kollama ile olmuştu. Ancak Maksut Serim’in bankaya sunduğu diplomanın sahte olduğu; dolayısıyla “lise mezunu” bir kişinin banka şube müdürü olamayacağı ihbar edildi.

***


Müfettişler harekete geçti.

Bankadaki dosyası incelendi.


Maksut Serim’in dosyasında üniversite diploması yerine Kazakistan Al-Farabi Devlet Üniversitesi’nden alınmış bir mezuniyet belgesi olduğu görüldü. Bunun üzerine Kazakistan’a ne zaman gittiği, kaç yıl kaldığı, hangi dersleri aldığı incelendi. Pasaportundaki kayıtlara göre 4 yıllık süre içinde yurt dışında ancak 2.5 ay kaldığı ortaya çıktı. Diplomasının (mezuniyet belgesinin) YÖK’ten denkliğinin olmadığı da belirlendi. Banka yönetimi onu şube müdürlüğünden almak zorunda kaldı. Mahkemeye verildi ve Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesi “resmi evrakta sahtecilik yaptığı”na hükmederek 2 yıl hapis kararı verdi. Ancak Maksut Serim, 5 yıl içinde aynı suçu tekrar işlemediği sürece mahkûmiyet kararı askıda olacak. (Bu bilgiler, Harun Gürek’in 20 Ağustos 1997’de Milliyet Ekonomi’de yazdığı haberden alındı.)

***


Özetlersem:

Maksut Serim lise mezunuydu.

Üniversite bitirmemişti.

Sahte belge düzenlemişti.

Mahkeme mahkûm etmişti.

Fakat mahkûmiyetin infazı, işlediği suçu tekrar işlememesi şartıyla 5 yıl süreyle askıdaydı. Yani kağıt üstünde Maksut Serim, “sabıkasız” görünüyordu. Buna dayanarak Başbakan Tayyip Erdoğan onu örtülü ödeneğin başına getiriyor ve Bakan Cemil Çiçek, Milletvekili Atilla Kart’ın soru önergesine verdiği cevapta; “Başbakanlık Başmüşaviri Maksut Serim’in sahtecilikten mahkûm olduğu şeklindeki iddialar tamamen gerçek dışıdır...” diye cevap verebiliyordu.

Adam sahteciyidi.

Fakat örtüyorlardı.

YARIN: Muslukçu’yu niçin koruyorlar?

 

Örtülü ödeneğin musluğu!



CHP’nin Konya Milletvekili Atilla Kart, tam 5 yıldan beri “Kim bu adam? Nereden geldi? Başbakan’ın örtülü ödeneğin musluğunu teslim ettiği Özel Kalem Müdürü nasıl oldu?” sorularına cevap aradı, Haziran 2003’ten bu yana Meclis’e 6 soru önergesi verdi.

Doyurucu cevap aradı.

Kayıtlara girdi.

Belgelere ulaştı.

Dava sonuçlarını inceledi.

Portreyi netleştirdi.

2005 yılında 35 milyon YTL (35 trilyon lira) olan, 2006 yılında 250 milyon YTL (250 trilyon lira) ve 2007 yılında 290.7 milyon YTL’ye (290.7 trilyon lira) ulaşan Başbakanlık Özel Kalem Müdürlüğü harcamalarının başında olduğu iddia edilen adamın “resmi evrak sahteciliğinden” 2 yıl hüküm giydiğini buldu.

Yapılan sahtecilik neydi?

Olay nasıl, nerede oldu?

Sahteciliği kim gizledi?

***



CHP Milletvekili Atilla Kart, bu soruların cevabının da peşine düştü. Belgelere dayalı şu gerçekleri buldu: Tayyip Erdoğan’ın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olduğu dönemde Maksut Serim, Vakıfbank Valide Sultan Şubesi Müdürüydü. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin paraları da bu şubede toplanıyordu. İstanbul Valiliği’nin 9. 4. 1999 tarihinde gönderdiği bir gizli yazıda da belirtildiğine göre Vakıbank Şube Müdürü Maksut Serim, bankacılık hukukuna aykırı olarak Büyükşehir adına görünen-görünmeyen hesaplar açmış, Tayyip Erdoğan’ı ve partisini haberleriyle, yazılarıyla ve yazarlarıyla destekleyen Akit, Yeni Şafak gazeteleriyle Kanal 7’ye kaynak aktarmıştı.

Mahkemelik de olmuştu.

21. Asliye Ceza Mahkemesi, Maksut Serim’in “Kazakistan El-Farabi Devlet Üniversitesi”nden aldığını söylediği üniversite diplomasında “sahtecilik” yaptığına karar vermiş ve 3 ay hapsine hükmetmişti. Önüne gelen temyiz isteğiyle Yargıtay, davaya yeniden bakmış, Maksut Serim’in işlediği sahteciliğin “basit evrak üzerinde” değil “resmi evrak üzerinde” yapıldığı kararına vararak davanın Ankara 9. Ağır Ceza’da yeniden görülmesini istemişti.

***



9. Ağır Ceza Mahkemesi de Maksut Serim’i suçlu bularak 2 yıl hapsine karar vermişti. Vakıfbank İdare Meclisi ise (11. 11. 1996 ve 29. 9. 1997 tarihlerinde aldığı iki kararla) “Maksut Serim’in diplomasının geçersizliğini” kabul ederek onu banka şube müdürlüğü görevinden almıştı. İşte 2 yıl hüküm giymiş bu Maksut Serim, 5 yıldan beri Başbakanlık Özel Kalem Müdürü ve iddiaya göre 2007 yılında 290.7 trilyon lira harcama yapan “Örtülü Ödenek’in musluğunun başında” bulunuyor.

Şimdi Başbakan açıklamalı.

Bize değil...

Bizim patrona da değil.

Halka hesap vermeli.

Maksut Serim’in sahtecilikten 2 yıl hapis cezası yediğini ve banka şube müdürlüğünden indirildiğini bile bile hangi gerekçelerle onu örtülü ödeneğin muslukçubaşı yaptığını halka anlatmalı...

YARIN: Muslukçu özel olarak korunuyor!

 

Leman’dan fanatik Başbakan

 

Başbakan Erdoğan'ın Hırvatistan galibiyeti sonrasında yaşadığı sevinç Leman'a kapak oldu. İşte o kapak

Türkiye'nin Hırvatistan galibiyeti tüm Türkiyey'yi sevince boğdu. Maçı staddan izleyen Erdoğan da gollerle kendinden geçti. Leman Erdoğan'ın yaşadığı sevinci kapağına işte böyle taşıdı

 

 

 

 

 

 

 

 

Bir onlar kalmıştı!...

 

TBMM, akraba parlamentosuna çevrildi

 

İktidar milletvekilleri, mecliste ve kamu kurumlarında eşleri, kardeşleri, enişteleri gibi birinci, ikinci derece akrabalarını torpille işe yernleştirdi. Ortada birinci ve ikinci derecede yakın kalmayınca bu kez üçüncü derece akrabaların çalıştırılması için karar alındı

TBMM Divan toplantısında çıkan kritik bir karar, sigara yasağının Meclis'te nasıl uygulanacağı tartışmalarının gölgesinde kaldı. Oysa karar TBMM'de işe alınacak milletvekilli akrabalarıyla ilgili. Artık üçüncü derece akrabalar Meclis'te işe alınabilecek.


 


Dün yapılan TBMM Başkanlık Divanında Milletvekili Danışmanı Çalıştırılması Hakkında Hizmet Sözleşmesi Esaslarında değişiklik yapılması benimsendi. Meclis Başkanı Köksal Toptan'ın başkanlığında yapılan TBMM Başkanlık Divanı kararına göre, milletvekillerinin yasama ve araştırma faaliyetlerinde yardımcı olacak personel, herhangi bir milletvekilinin ikinci dereceye kadar (ikinci derece dahil) kan ve sıhri hısımı olmayacak. Bu durumda milletvekillerinin anne-baba, eş, çocukları ve kardeşleri danışman olarak çalıştırılamayacak. Eski düzenlemede, üçüncü dereceye kadar (üçüncü derece de dahil) olan akrabalar danışman olamıyordu.

Konu görüşülürken, TBMM Başkanı Toptan ile İdare Amiri ve DTP Muş Milletvekili Sırrı Sakık arasında tartışma yaşandı. Değişikliğe karşı çıkan Sakık, daha önceki yıllarda milletvekillerinin akrabalarını danışman olarak çalıştırabildiklerini, ancak kendileri bunu yapınca yasaklandığını ileri sürdü. Sakık, “Kendilerine karşı ayrımcılık yapıldığını, bunun devam etmesi halinde toplantılara katılmayacağını” söyledi.

Başkanlık Divanında, AKP'li üyeler de sınırlamanın kaldırılmasını isterken, CHP'li Küçük karşı çıktı. Eski düzenlemenin devam etmesini isteyen Küçük, “1996 yılında bu sınırlama, belli sıkıntılar nedeniyle getirildi. Bu durum istismar edilmişti. Şimdi de sıkıntı konusu olabilir” dedi.
Toplantıda Meclis Radyosu kurulması da görüşüldü, ancak karar alınmadı. Konunun daha sonra ele alınması benimsendi.


Bakan'ın ağabeyi müdür oldu

 ANKA

Öte yandan aynı zamanda İngiltere vatandaşı olan Hazineden sorumlu Devlet Bakanı Mehmet Şimşek’in ağabeyi Selahattin Şimşek ise Iğdır Milli Eğitim Müdürlüğü görevine asaleten atandı.
Selahattin Şimşek’in asaleten Iğdır Milli Eğitim Müdürlüğü görevine getirilmesine ilişkin karar bugünkü Resmi Gazete’de yayımlandı. 11 Ekim 2007 tarihinde Iğdır Milli Eğitim Müdürlüğü’ne vekaleten atanan Selahattin Şimşek, Batman Milli Eğitim Müdürlüğü Teftiş Kurulu Başkanlığı görevinden istifa etmişti. 22 Temmuz Genel Seçimleri’nde AKP’den aday olmak amacıyla görevinden istifa eden Şimşek, kardeşi Mehmet Şimşek’in adaylık için başvuru yapması nedeniyle milletvekili adaylığından vazgeçmişti. AKP’nin yüzde 47 oy alarak yeniden hükümetin kurmasının ardından ise Şimşek, görevine Milli Eğitim Müdürü olarak geri döndü. Selahattin Şimşek, Hacettepe Üniversitesi Eğitim Yönetimi Bölümü mezunu.

 

 

 

Webmaster:Burak Doğan-Çevre Haberleri-İstanbul Çevre Konseyi-Doğa Savaşçıları-Zafer Murat Çetintaş