|
Şehir
plancılarına gerek yok, Tayyip Bey yeter!
 
Bir dünya metropolünde ulaşım ağının nasıl planlanacağına,
köprülerin hangi noktalara kurulacağına kim karar verir?
Dün hükümete yakın bazı yayın organlarında ( Yeni Şafak, Sabah
vs.) İstanbul'a yapılacak 3. Boğaz köprüsünün güzergahının
Trabya-Beykoz olarak belirlediği haberi yer almıştı. Bugün, hem
Ulaştırma Bakanı hem de İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı
köprü güzergahının kesin olarak belirlenmediğini belirttiler.
Çünkü köprünün kaderi Başbakan'ın iki dudağının arasında!
Bir dünya metropolünde ulaşım ağının nasıl planlanacağına,
köprülerin hangi noktalara kurulacağına kim karar verir?
Şehir planlamacıları, mimarlar, mühendisler diyeceksiniz değil
mi?
Hayır yanılıyorsunuz!
Türkiye'de buna yalnızca Başbakan Erdoğan karar verir.
Kendisi İmam Hatip mezunu ama olsun. Helikopteriyle şehir
üstünde tur attı, bilgiler aldı. Şimdi son karar onun.
Bunu biz söylemiyoruz. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı
Kadir Topbaş ve Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım söylüyor.
3. KÖPRÜNÜN YERİNİ BELİRLEMEK BAŞBAKAN’IN İŞİ Mİ?
‘Padişahlar bile böyle bir yetki kullanmadı!’
İstanbul Boğazı’na yapılması planlanan 3’üncü köprü için
belirlenen 6 güzergah seçeneği önce 4’e son olarak da 2’ye
indirildi. Bu seçeneklerden köprünün nereye kurulacağına
Başbakan Erdoğan karar verecek. Ancak şehir planlamacıları,
uzmanlar ve bilim adamları, kararın tek bir kişiden çıkmasına
tepkili.
Son birkaç yıldır ’yapılsın yapılmasın ’tartışmalarıyla ve olası
güzergahlarıyla gündem yaratan 3’üncü köprü yine kriz konusu
oldu. Hem Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım hem de İstanbul
Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş’ın köprünün yerinin
hazırlanan alternatifler arasından Başbakan Erdoğan tarafından
seçileceğini açıklaması meslek odalarını ve kentin eski
yöneticilerini ayağa kaldırdı. Köprünün yerinin Başbakan’ın
seçimine bırakılmasını eleştiren uzmanlar bu uygulamanın
demokrasiyle bağdaşmayacağının altını çiziyor.
Seçenekler 2 güzergaha indi
Kamuoyunda tepkilere neden olan ilk açıklama yeni köprü
projesiyle ilgili olarak belirlenen 6 güzergahın 4’e
indirildiğini ve Tarabya-Beykoz güzergahının da alternatiflerden
biri olduğunu belirten Ulaştırma Bakanı Yıldırım’dan geldi.
Köprünün yapılacağı alandaki yapılaşmaların orman dokusuna zarar
vermesini istemediklerini, güzergah seçiminde hassas
davrandıklarını ifade etse de köprünün yerini konusunda karar
merci olarak Başbakan’ı gösterdi. Büyükşehir Belediye Başkanı
Topbaş da dün alternatiflerin ikiye indirildiğini açıkladı ve
tıpkı Bakan Yıldırım gibi karar mercii olarak aynı adresi
gösterdi.
‘Rant’ amaçlı demişti
Bu açıklamalara ilk tepki, Mimarlar Odası İstanbul Şube Başkanı
Eyüp Muhçu’dan geldi. Muhçu öncelikle 3’üncü köprünün İstanbul
trafiğini çözmeyeceğini, aksine içinden çıkılamaz bir hale
getireceğini savunuyor: “Biz Mirmarlar Odası İstanbul Şubesi
olarak boğaz geçişleriyle ilgili çalışma sürdürüyoruz. Bu
kapsamda köprülü boğaz geçişlerinin ulaşıma katkı
sağlamayacağını, tam tersine içinden çıkılmaz hale getireceğini
saptadık. Geniş bir tabana yayılan uzman topluluğu ve
üniversitelerin katılımı ile gerçekleştirdik bu çalışmayı. Sayın
Başbakan da 1996 yılında belediye başkanıyken, 3. köprü
projelerinin siyasal ve rant amaçlı olduğunu söylemişti.
Başbakan olduktan sonra yasalara, hukuka, şehircilik ilkelerine
aykırı olmasına rağmen gerçekleştirmek için çalışıyor.”
Hiçbir uzmanlığı yok
Muhçu, köprünün nereden geçeceğine Başbakan’ın tek başına karar
vermesine de tepki gösterdi: “Güzergah ile ilgili Ulaştırma
Bakanı’nın yaptığı açıklama tarihe kara leke olarak geçecek
açıklamadır. Osmanlı’da padişahlık dönemlerinde bile padişahın
kendisini bu denli bir yetki içinde görmediği gibi, tebası da bu
yetkiyi kendisine reva görmemiştir. Kaldı ki çağdaş hukuk
değerlerini referans alan ülkelerde bu tür uygulamalar asla
yapılamaz. Konuda hiçbir uzmanlığı bulunmayan sayın Başbakan’a
güzergah seçme hakkını vermek, İstanbul için talihsizliktir.”
Hitler bile
uzmanlara danışmıştı
|
|
*
Mimarlar Odası Eski Genel Başkanı Oktay Ekinci: “Böyle bir
mantık, böyle bir devlet anlayışı Hitler döneminde bile
görülmemiştir. Hitler bile bugün hala dünyanın en gelişmiş
kabul edilen Almanya otoyolları planlanırken dönemin yol
mühendisleri ve şehircilerin önerilerine göre otoyolları
düzenlemiştir. Atatürk bile olsa buna kendisi asla karar
vermez, bilim ne derse onu yapardı. Çünkü bir kente hele
İstanbul gibi bir kente Boğaz köprüsü gibi önemli bir
projenin güzergahına karar verme yetkisi asla ne başbakanda
ne devlet başkanında ne de Cumhurbaşkanında olabilir. Buna
şehircilik bilimi karar verir ve İstanbul Boğazı için de
şehircilik bilimi kararını 20 yıldır vermiştir. Bu karar
3’üncü bir köprünün kesinlikle yapılmaması gerektiği,
trafiği kesinlikle çözmeyeceği ve daha kötü hale getireceği
ve elde kalan son orman alanlarını yitireceği tespitine
dayanmaktadır. Erdoğan da belediye başkanıyken kararı
onaylamıştır.”
Belediye Meclisi’ni yok sayıyor
* İstanbul Büyükşehir Belediyesi Eski Başkanı Nurettin
Sözen: “İstanbul’a köprü yapılması kentin nazım planıyla
ilgilidir. Şu anda nazım planında 3’üncü köprü yer almıyor.
Nazım planına karar verecek olan da Büyükşehir Belediye
Meclisi’dir. Büyükşehir Belediye Meclisi’nin vermesi gereken
kararı Başbakan verecek. Bu kurallara uygun değil. Çünkü
nazım planıyla ilgilidir ve bu planı Büyükşehir Belediye
Meclisi yapar. Başbakan, köprünün yerini belirleyerek
kendini Belediye Meclisi’nin yerine koyuyor ve onu yok
sayıyor.”
Uzmanlar karar vermeli
* Şehir Plancıları Odası Başkanı Erhan Demirdüzen:
“İstanbul’un trafik sorunu güncel verilere dayalı projeler
ile çözülmelidir. Eğer köprü yapmak gibi bir proje söz
konusuysa üniversiteler ve meslek odalarına bağlı uzmanlar,
yerel yönetimler ile ortak bir çalışma içerisine girmelidir.
Ama bu olmamıştır. Siyasi bir karar veriliyor. Dünyanın hiç
bir yerinde böyle bir karar yöntemi olduğunu zannetmiyorum.
Başbakanın karar vermesi doğru değildir. Başbakan belediye
başkanı olduğu dönemde ’3. köprü İstanbul’a ihanettir’ diye
yorumlamıştı. Bugün 3. köprünün nereye yapılacağının
kararını verecek. Bunun doğru bir karar olduğunu
düşünmüyorum. Vatan |
Başbakan
grev gözcüsü çıktı
Erdoğan 20
yıl önce grev gözcülerine destek vermişti
Taksim’de 1 Mayıs kutlamalarının yapılmasına
tepki gösteren ve “Ayakların başı yönettiği yerde kıyamet kopar”
konuşmasıyla işçilerin tepkisini alan Başbakan Tayyip
Erdoğan’ın bir zamanlar İstanbul İl Başkanlığı görevini
yürütürken grev yapan işçilere “grev gözcüsü” gömleği giyerek
destek veren görüntüleri ortaya çıktı.

İSTANBUL-
Taksim’de 1 Mayıs kutlamalarının yapılmasına tepki gösteren ve
geçen hafta yaptığı açıklamada, "Türkiye bir tatiller cenneti
değildir. Zaten 200 gün çalışılıyor, gerisi tatil. O bir günlük
tatilin maliyeti 2 katrilyon” ve “Ayakların başı yönettiği yerde
kıyamet kopar” sözleriyle tepki toplayan Başbakan Recep Tayyip
Erdoğan’ın 20 yıl önce grev yapan işçilere “grev gözcüsü”
gömleği giyerek destek verdiği ve işçi haklarını savunmak için
grev gözcülüğü yaptığı ortaya çıktı.
1988
yılında Basın İş sendikasına bağlı Darphane İşçilerinin grevinin
28’inci gününde “grev gözcüsü” gömleğini üzerine giyerek destek
veren Refah Partisi İstanbul İl Başkanı Recep Tayyip Erdoğan,
“Ülkemizde özellikle 1980 sonrası hükümetler işçi haklarına
insan onuruna yakışmayacak şekilde ilgisiz kalmaktadır. Alın
teri kutsallığını yitirmiştir. Ülkemizde işçilerimiz kira
ücretlerini dahi ödeyemeyecek zorluklar içerisindedir. Bu zulme
son verene kadar haklı ve kararlı mücadelelerin yanında olmayı
inancımız gereği görev telakki ederiz” demişti.

“BAŞBAKANIN ‘AYAKLAR’ SÖZÜ BİZİ
ÜZDÜ”
Erdoğan’ın
20 yıl önceki fotoğraf karesinde bulunan sendika başkanı Hasan
Tufan ise, “Grev yerine gitmeden önce Erdoğan’la çalışma hayatı
üzerine sendika merkezinde uzun uzun sohbet etmiştik. Kendisi
grev yerine gelerek emekçiden yana tavır göstermişti. 20 yıl
önce grev gömleğini üstüne giyen bir siyasetçinin 20 yıl sonra
böyle açıklamalar yapması bizleri üzdü. Keşke başbakan 1
Mayıs’ta Taksim’de hak arayacak işçilere ”ayak” demeseydi. Türk
siyasi tarihi bunu not düşecektir” diye konuştu.
GAZETEPORT
Webmaster:Burak
Doğan-Çevre
Haberleri-İstanbul
Çevre Konseyi-Doğa
Savaşçıları-Zafer
Murat Çetintaş
|