İstanbul’un Muhteşem Fotoğrafları

 RTE 54-Recep Tayyip Erdoğan

Cem Karaca (Özel Bölümü)

 

 

 

Döviz Kurları

 

HABER VE FOTOĞRAFLAR: GENCO SABANCI

Hocalar isyan etti!...

İstanbul Kırklareli'ne dayandı

 

 

 

MARÇEP toplantısı için dün Kırklareli Vize'ye gittim. İnanın normal bir çevre toplantısı olacak diye düşünürken karşımda çeşitli üniversitelerden hocaları, ve 500 kişilik bir vatandaş topluluğuyla karşılaştım. Toplantının amacı çakıllı'da yapılmak istenen çimento fabrikası, Trakya bölgesine yapılmak istenen termik santraller, otoban ve yok olan toprak ile suyumuz. Toprağı işleyen köylüler artık bilinçlenmiş. Adam pırasa üretiyor ve üzerinde "Çimento fabrikası istemiyoruz" yazılı pankart. Toplantı salonunda "Suyumuzu kirletme" yazılı afişler ve bidonlar içinde su. Hocalar Trakya Ergene Havzası içinde yapılması planlanan sanayi ve otobana karşı çıkarak adeta isyan ediyorlar. Vatandaş ise çok bilinçli ve bu mücadelede kararlı olduklarını vurguluyorlar. Trakya'da bir şeyler oluyor ve Trakya halkı sesini duyurmak için bayrak açmış durumda. Hatta hocalar toplantıda Bursa'nın Müşküle köyünde yapılmak istenen ancak ÇED raporu verilmeyen çimento fabrikasını dahi göndüme getirdiler. 6 Mart 2008 tarihinde ise hocaların ve Çakıllı sakinlerinin mücadelesi, Çevre ve Orman Bakanlığı Çevresel Etki Değerlendirilmesi ve Planlama Genel Müdürlüğü'nün verdiği kararla nihayete ulaşmış gibi görünüyor. Müdürlük, Avrupa Çimento Sanayi ve Ticaret A.Ş tarafından kurulması planlanan 'Çakıllı Çimento Fabrikası' için ÇED raporunu bölgeyi olumsuz yönde etkileyeceği ve yeraltı besleme suyu havzası görüldüğü için vermedi. bu rapor toplantıya katılanlara dağıtıldı.

 

KIRKLARELİ-Marmara Çevre Platformu (MARÇEP) 30.Bölge Toplantısı Kırklareli’nin Vize İlçesi’nde başladı.Toplantıda; Trakya’nın gündemindeki, “Kirli Yatırımların hesaba katılmayan toplumsal maliyetleri”, “Çimento fabrikaları ve Termik santrallerin insan sağlığı ve çevre üzerine etkileri”, “Ergene Havzası Çevre Düzeni Planı ve İstanbul Metropol ilişkileri” ve “Ergene Havzası  Çevre Düzeni Planı yapım teknikleri ve yapılmasında karşılaşılabilecek zorluklar” la ilgili sorunlar görüşülerek, çevreye etkisi olan bu konuların daha ciddi ele alınması gerektiği vurgulandı.

 

Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Genel Yönetim Kurulu Üyesi, Çevre Komisyonu Başkanı ve Trakya Bölge Sorumlusu Hakan Dedeoğlu’nun “Trakya Havza Planı” ile ilgili 13 yıldır ortaya koyduğu çaba ve çalışmalarının sonuçları Vize’de yapılan toplantıda ele alındı Vize Belediyesi ve Atatürkçü Düşünce Derneği Vize Şube Yönetiminin destek verdiği, Başaran Düğün Salonu’nda gerçekleştirilen ve çok sayıda çiftçi ile vatandaşın katıldığı Marmara Çevre Platformu (MARÇEP) 30.Bölge toplantı, saygı duruşu ve İstiklal Marşının okunmasıyla başladı.

 

Toplantının açılış konuşmasını yapan ADD Vize Şube Başkanı Muammer İşbilen, toplantıyla ilgili katılımcılara bilgi verdi.Geçtiğimiz günlerde bölgede kurulması planlanan Çimento Fabrikası ile ilgi verdikleri örnek mücadele ile takdir toplayan Vize İlçesi Çakıllı Belde Belediye Başkanı Halil Soyaslan yaptığı konuşmasında, “Çevre konusunda verdiğimiz mücadele burada bitmeyecek, bu sadece Trakya’nın, Çakıllı Beldesinin sorunu değil, dünyanın sorunu. Benim Beldem Ergene su toplama havzası olan suyun doğduğu yerdedir. Çevre konusunda ben insanlarımızı duyarsız görüyorum. İnsanlarımız bu konularda daha duyarlı olmalı.” dedi.

 

Çimento fabrikası istemiyoruz

 

Toplantıya ev sahipliği yapan Vize Belediye Başkanı Selçuk Yılmaz, ise, “Bu toplantının ilçemizde düzenlenmesinin önemiçok büyük.Çünkü bizler, burada yaşayanlar olarak çevremize sahip çıkmak zorundayız. Çevre deyince akla sadece benim için Vize, diğer bir belediye başkanı arkadaşım için kendi ilçesi, bir diğer sivil toplum üyesi arkadaşım için kendi köyü yada ilçesi değil, bizler özellikle kendi bölgemize yani Trakya’ ya sahip çıkmak zorundayız. Öncelikle bizler bölgemizin yerel yöneticileri olarak temsil ettiğimiz insanların gelecekleri ile ilgili olarak duyarlılık göstermeli ve onların haklarını sonuna kadar savunmak zorundayız. Bizim bölgemizde tarımsal ekonomiye katkı veren birçok ürün yetişmektedir. Bu ürünlerin yetişmesine engel olacak her türlü faaliyetin karşısında olmak zorundayız. Biz Vize Belediye Meclisi olarak belediye sınırları içersinde yani yetki sınırlarımız içersinde kırmataş ve bunun gibi tesislere izin vermeme kararı aldık. Bölgemizde her belediye başkanı arkadaşım bunun gibi tedbirler almak zorundadır. Örneğin Vize İlçesinin içme suyunu karşılayan kaynağa 1 kilometre, ayrıca pazarlı köyü ve civarında 8 köyün içme suyu ihtiyacını karşılayan kaynağa 700 metre mesafede bulunan bir kırmataş ocağına Ankara’ da bulunan migem’den maden arama ruhsatı verilmiştir. Pazarlı köyü muhtarımızın başlatmış olduğu çalışmalar neticesinde diğer muhtar arkadaşlarımızla birlikte konu Sayın Valimiz Hüseyin Avni Coş'a aktarılmış ve valimizin göstermiş olduğu duyarlılık sayesinde maden ocağı işletme ruhsatı alamamıştır" dedi.

 

Selçuk Yılmaz, sözlerini şöyle sürdürdü:

:Fakat burada olması gereken maden arama ruhsatının bu kadar kolay alınmaması gerektiğidir. Olması gereken nasıl işletme ruhsatı yerel yöneticilerden alınıyorsa, maden arama ruhsatının da aynı şekilde olması ya da buna benzer bir yöntemle çözülmesidir. Bizler bu bölgede yaşayan insanlar olarak birileri para kazanacak diye topraklarımızı, ormanlarımızı, suyumuzu ve çocuklarımızın geleceğini yok edemeyiz ve yok edilmesine kesinlikle müsaade etmeyiz. Bizler belediye başkanları olarak, ilçemiz için cadde genişletmek ya da buna benzer bir çalışma yapmak için bir ağaç kesmeye kalksak ortalık ayağa kalkar ve herkes bizi eleştirir. Ama bakıyorsunuz bir firma çıkmış elinde belgeler, güzelim çam ormanları içinde maden arama ruhsatı almış, ağaçların parasını da ödemiş, istediği ağacı kesiyor. Bizler yerel yöneticiler olarak ne kadar işletme ruhsatı vermiyoruz da desek iş işten geçiyor ve güzelim doğa bir anda yok oluyor. Onun için Ankara’daki siyasilerimize ve bürokratlarımıza sesleniyorum. Yerel yöneticilerimize güvenelim ve ruhsatlar, arama ruhsatları verilirken bizlerin görüşü alınıp ona göre maden arama ruhsatları verilsin. Biz belediye başkanları ve özel idare yetkilileri yanlış yapamayız, çünkü bizi devamlı denetleyenler var, kim denetliyor derseniz bizi denetleyenler bu bölgenin halkı yani sizlersiniz. Bizim yanlış karar verme gibi bir lüksümüz olamaz, çünkü yaşadığımız topraklar bizim geleceğimiz, biz bu toprakların yok olmasına göz yumarsak, yarın çocuklarımıza, evlatlarımıza ne deriz, ne anlatırız verimli topraklarımızın yok olduğunu, sularımızın kalmadığını nasıl anlatırız? anlatamayız arkadaşlar, onun için bizler bunları tüm vatandaşlarımıza anlatmalı ve halkımızı bilgilendirmeliyiz. Değerli misafirlerimiz, hepimizi yakından ilgilendiren 1/100.000 ergene havzası çevre düzeni planları 2004 yılının 7. ayında çevre ve orman bakanlığı tarafından onaylanarak yürürlüğe girdi. bu planların başında bu gün aramızda olan, o zaman aynı zamanda Trakya üniversitesi rektörü olan Sayın Hocam Profesör Doktor Osman İNCİ vardı ve yine teknik ekibin başında da yıldız üniversitesi öğretim üyesi Sayın Hocam Profesör Doktor Emre AYSU vardı. Zaten ne olduysa bu planlar onaylanıp yürürlüğe girdikten sonra oldu. Çünkü o güne kadar ne plan vardı, ne bir şey herkes kendisine nasıl yarıyorsa ona göre plan hazırladı ve elbirliği ile Ergenenin kirlenmesine ve verimli tarım topraklarının yok olmasını sağladık:

 

Belediye başkanları birlik olmalı

 

1/100.000’ lik planlar yapılalı ve onaylanalı 4 sene gibi bir süre olduğunu vurgulayan Vize Belediye Başkanı Selçuk Yılmaz, "1/25.000 planlar hala ortada yok, ki bu planlar 2007 yılı sonunda tamamlanacaktı. biz belediye başkanlarının bu konuda sıkıntıları var, artık bu planların tamamlanması gerektiğine inanıyoruz. Bu planların olması çok önemlidir ve bunun basit bir örneği ilçemizde yaşanmaktadır. Traçim çimento fabrikasının ÇED raporları 2001 yılında onaylanmıştır. Çakıllı da yapılmak istenen çimento fabrikasının ÇED raporları öncelikle Çakıllı Belediye Başkanının ve halkının haklı mücadelesi sonunda 1./100.000 ölçekli planlarda bizim bölgemiz yer altı suyu beslenme havzasında kaldığından ÇED raporu olumsuz sonuçlanmıştır. Buna en büyük dayanak ta 1/100.000 ölçekli Ergene Çevre Düzeni Planı olduğu gösterilmektedir. 1/100.000’lik planlar her ilçe için geçerli olmayabilir. Fakat Vize ilçesi için 1/25.000’liklerde biraz revize edilerek yapılması gerektiğini düşünüyor ve biran önce sonuçlanmasını bekliyoruz" şeklinde konuştu.

 

Rüzgar enerjisi varken, nükler santral gündemde

 

Toplantının I.oturumunda “Kirli Yatırımların Hesaba Katılmayan Toplumsal Maliyetleri” konulu sunumlarını yapmak üzere, Marmara Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Öğretim Üyesi ve Türkiye Çevre Platformu (TÜRÇEP) Koordinatörü Doç.Dr. Tanay Sıdkı Uyar, "Rüzgar türbinleri için yakıt maliyeti yoktur ve rüzgar bedavadır. Projenin maliyeti ödendikten sonra sadece işletme ve bakım maliyetleri söz konusudur. Büyük ünitelerin ortaya çıkışı, endüstrinin büyük deniz üstü uygulamalara hazırlandığından dolayı, zamanında gerçekleşmiştir. Son yıllarda rüzgar enerjisinin en başarılı pazarları, özellikle Danimarka, Almanya ve İspanya olmak üzere Avrupa ülkeleridir. Arasında Hindistan, Çin ve Güney Amerika’nın da bulunduğu bazı gelişmekte olan ülkelerin yanı sıra Amerika Birleşik Devletlerinde de bu teknolojinin kullanımında bir sıçrama görülmektedir.Bugün dünyadaki mevcut toplam teknik olarak işe koşulabilir rüzgar kaynağı yılda 53,000 TeraWatt saattir ve bu dünyanın 1998’deki toplam elektrik tüketiminin yaklaşık 4 katıdır. Dünyadaki rüzgar kaynakları hiç bir zaman elektrik üretimi için rüzgar gücü kullanımını sınırlayan bir faktör olmayacaktır. 2020 yılına kadar dünya elektriğinin yüzde 10’unu rüzgar gücüyle sağlansa bile rüzgar potansiyelinin çoğu hala kullanılamamış olacaktır. Avrupa yoğun bir rüzgar kaynağına sahip olduğu için şanslıdır. Avrupa’da, gelecek yüzyılın ilk yıllarında gerçekleşmesi beklenen, deniz üstü alanların geliştirilmesi elektrik talebinin karşılanmasında ek potansiyel sağlayacaktır" şeklinde konuştu.

 

Nükleer santral temizmiş!...

 

Bu gün Avrupa rüzgar endüstrisi “Rüzgar Türbinlerinin Sorumlu Gelişimi için En İyi Uygulamalar Rehberini” hazırlamıştır. Rüzgâr gücündeki büyüme dünya çapında gerçekleşecektir diyen Uyar sözlerini şöyle sürdürdü:

:Son teknoloıji temizdir, nükler santral temizdir deniyor. Kim söylüyor? Kimse ortada yok. Bilgi kirliliği var ve uzmanlar ortaya çıkmıyor. Madenler konusunda hangi hocalar buna izin verdiysze, bilirkişi aranıp rapor alınıyor. ABD 1978'den beri nükler santrali yasaklamış, belgesi var. Nükler  santral asit yapıyor, atmosfere kül yağdırıyor, karbondioksit nedeniyle atmosferi ısıtıyor. Akışkan yataklı kazanlar 30 yıl öncesinin teknolojisi. Türkiye'ye kredi verilerek eski teknoloji uygulanacak. Yeni teknoloji isze basınçlı kaplar sistemidir. Bu da benim doktora tezimdir ve 1992 yılında iklim değişikliği ortaya çıkınca bu rafta kaldı. Türkiye'ye pazarlanmak istenen eski teknolojilerdir. Maden Yasası değiştirildiği için artık Ayasofya'nın altında bile arama yapılabilir" dedi.

 

Altın madenine ÇED, baraja olumsuz rapor verildi

 

Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof.Dr. Ali Karababa, “Çimento Fabrikaları ve Termik Santrallerin İnsan Sağlığı ve Çevre üzerine etkileri” konulu sunumunda ise, “Türkiye’de santrallerde yılda 16 milyon ton uçan kül üretiliyor. Bu miktarın sadece 3 milyon tonu değerlendirilirken geri kalan kısmı ise çevreye atılıyor. Söz konusu külü santrallerin yapımında kullanan müteahhitler ise beton maliyetlerinin artması üzerine konut yapımında yavaşlama olacağı uyarısını yapıyor. Kül alınmazsa inşaatların birim maliyetleri artacak. Türkiye’de elektrik enerjisi, kömüre dayalı termik santraller ve hidroelektrik santrallerinden elde ediliyor. Son yıllarda bunlara üçüncü olarak doğalgaz santralleri katıldı. Düşük kalorili linyit kömürlerinin yakıldığı termik santrallerde elektrik üretimi sırasında toz halindeki kömürün yanması sonucu kül tanecikleri oluşuyor. Çatalağzı Çolakoğlu ve Sugözü-İskenderun termik santrali haricindeki tüm santraller, linyit kömürü ile çalışıyor. Türkiye’de elektrik enerjisinin yaklaşık yarısının üretildiği termik santrallerde 55 milyon ton/yıl düşük kalorili linyit kömürü yakılıyor. Bunun sonucunda da bacalardan 16 milyon ton/yıl civarında uçan kül elde ediliyor. Küllerin 13 milyon tonu ise çöpe atılıyor. Termik santrallerde kömürün yüksek sıcaklıkta yanması sonucu meydana gelen kalıntılar kül olarak ortaya çıkıyor. Birçok gelişmiş ülkede termik santral külleri inşaat sektöründe kullanılıyor. 16 termik santralin dokuzunda santral küllerinden çimento üretimi yapılıyor. Yatağan Termik Santrali’nde ayda 90 bin ton kül çıkıyor. Kül seferasyon tesisi vasıtasıyla çimento katkı maddesi üretimi yapılarak özellikle baraj inşa eden müteahhitlere satılıyor. Dayanıklılığı artırması nedeniyle dünyanın her tarafında betonda ve çimento yapımında uçucu kül kullanılıyor. Uçucu külün dayanıklılığı artırması çimento şirketlerinin işini kolaylaştırıyor. Depolama ve bertaraf sorunu da çözüldüğü için çevre kirliliği en aza indirilmiş oluyor. Bakalım tartışmalar arasında ‘kül’ toza dumana karışmadan sahibi olan barajlar ve inşaat sektörünü bulabilecek mi?.” dedi.

 

Çimento fabrikaları ülke sorunu

 

Ali Karababa, "Türkiye'de çimento fabrikaları ülke sorunu. İzmir'de iki çimento fabrikası var ve kıyı kenti olmasına rağmen havası kirli. Çimento fabrikaları atıklarıyla, külüyle hem çalışanını hem çevresinde yaşayanları etkiliyor ve insan yaşam alanlarından uzak olması gerekiyor. Kronik solunum hastalıkları yaşanıyor. Akciğerler iflas ediyor. Kanser artışında ve ölümlerde artış gözleniyor. Bunun sağlık sorununa getirdiği yük ülke ekonomisini çökertiyor. Bakın İzmir'de altın madeni işletmeye açılırsa, Tahtalı baraj gölaü kirlenecek. Çamlı barajı yapımı vardı. Altın madeni işi ortaya çıkınca buna ruhsat vermek için baraj yapımından vazgeçildi. Bakanlık ÇED raporunu verdi. Baraj yapımını ise olumsuz rapor verildi. Politikacıların iki yüzlülüğü ve insana verdikleri değer, kör göze iki parmak misali var halimize.Adı Çevre Bakanlığı ancak adını değiştirmek lazım. Aynı bakanlık şimdi İğneada'ya liman yapımı için ÇED raporu veriyor. Niye? Çünkü yapılması planlanan çimento fabrikalarından malı buradan gönderecekler" uyarısında bulundu.

 

Toprağınıza sahip çıkın

 

Trakya Üniversitesi Eski Rektörü Prof.Dr. Osman İnci “Trakya’nın Türkiye tarım üretiminde önemli bir yeri olduğunu ve verimlilik açısından Konya’nın üç katı verimliliğe sahip bulunduğunun altını çizdi. İNCİ; bu verimli toprakları İstanbul’un baskısından korumak için bir plan hazırladıklarını belirterek, “İstanbul’un 1/100 000 ölçekli çevre düzeni planı 2023 yılı hedefi ile İstanbul'da 15–16 milyon nüfusun yaşamasına uygun bir plan görünümünde, ancak projeksiyonlar 22 milyon nüfusu göstermekte ki bu rakamlar da bu çalışmanın analitik içeriğinde olup 15–16 milyonun dışında kalacak 6 milyonluk fazla nüfusun 2 milyonu Trakya'ya yöneltileceği kesindir. Bu yanlış bir politikadır, göçün ve sanayinin İstanbul'a gelmesi durdurulmalı, hedef sanayi alanları ülkenin az gelişmiş yörelerine yönlendirilmelidir. Bu da bölgeler arası sosyoekonomik gelişmişlik farkını kapatmaya yönelik uygulamadı”dedi. Osman İnci toplantıda 28 katsetli, yani toprakla uğraşan insan ve 40 kadın gördüğünü de sözlerine ekleyerek, "Bu sevindirici ve olumlu bir görüntü. Bakın artık dünyada en önemli elemnt sudur. Bizim Ergene Havzasıyla ilgili yaptığımız planda 32 değişiklik yapmışlar. yaptığımız eseri bize sormadan değiştirmişler. Bu plan Türkiye'de havza bazında yapılan ilk ve tek plandır. Trakya'da 3 Termik Santral planı bizim planımızda yoktur. Böyle bir şey olamaz. 20 metrede bulunan su, 40 yılda 60 metreye inmiştir. Bu aynı zamanda su planıdır. Ben diyorum ki, hiçbir şey yapmayın, suyu kirletmeyin. Kirleten bedelini ödemiyor, yaşayan ödüyor. Trakya'da bir fabrikanın günlük tükettiği su bir köyün tükettiği suya eşdeğerdir. tüm Avrupa'da su politikaları yürütülüyor. Biz suyumuzu yok ediyoruz. Bizim yaptığımız Çevre PHlanına Avrupa Birliği karşı çıkıyormuş. Son inci bu. son 50 yılda su tüketimi nüfus artışıyla birlikte 5 misli artacak. 3 çocuk yapın diyenlerin kulakları çınlasın. Çorlu'ya havaalanı, İğneada'ya liman, Çanakkale'ye köprü, buna paralel vcerimli tarım arazilerinden geçecek otoban yapacam düşüncesi olamaz. Yani bilim adamlarının görüşlerini değiştirmişlerdir. bu kanunsuzdur ve böyle yürürlüğe girerse, planın 8. maddesi uygulanmazsa, malesef yargı yoluna gitmek zorunda kalacağız. Trakya su çanağı için Ergene Havzası çok önemlidir." dedi.

 

Yeni otobana ne gerek var

 

Toplantıda, ldız Teknik Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof.Dr.Emre Aysu, “Ergene Havzası Çevre Düzeni Planı ve İstanbul Metropol İlişkileri” konulu sunumunda ” Yapılan planın 1/100.000’lik olması dolayısıyla fiziki bir pladır. Bu plan Trakya’nın anayasasıdır. İstanbul’dan birinci dalgada yollanan sanayi ile Trakya’nın can damarlarından Ergene nehrini mahvettik, şimdi TRAKAB’ın  İMP’ye uyumlulaştırmak için verdiği bu plan ile ikinci bir dalgayla karşı karşıyayız. Bu sefer sanayiyi Babaeski’ye kadar uzatıyorlar. Merkezi hükümet yapılan planlara rağmen bu planları dikkate almadan otonom kararlara imza atmaktadırlar. Örneğin Trakya Alt Bölgesi Ergene Havzası Çevre Düzeni Planında olduğu gibi plana rağmen Edirne'den başlayan Çanakkale’ye giden ve sonuçta Çanakkale Boğaz Köprüsünü gündeme getirecek olan otoyol kararı ile İğneada'ya liman kararları çok önemli ekosistem alanları ve tarım alanlarını ciddi tehdit edecek kararlar almıştır. Biz plancılar planı yaparız ama planı savunacak olan orada yaşayan insanlardır, planın gerekliliklerini yerine getirmek ise siyasilerin görevidir.Bakın haritaya, kırmızı yuvarlaklar tarım arazilerinin ortasından geçecek otobanı gösteriyor. Yani yapılaşmayı ve Trakya bölgesinin katlinin fotoğrafıdır” dedi.

 

Toplantıda son olarak konuşan, T.Ü. Ziraat Fakültesi Toprak Bölümü Başkanı Prof.Dr.Cemil Cangir, Ergene Havzası Çevre Düzeni Planı yapım teknikleri ve yapılmasında karşılaşılabilecek zorluklar ile ilgili bilgi verdi.Belediye Başkanı Selçuk Yılmaz, toplantıya konuşmacı olarak katılan bilim adamlarına plaket ve yörede yetişen taze Pırasa ve Ispanak hediye etti.Toplantıya; İlçe ve Belde Belediye Başkanları, Siyasi Parti Temsilcileri, Marçep Bileşenleri, Dernekler, Sendikalar, sivil toplum örgüt temsilcileriyle çok sayıda vatandaş katıldı.Toplantıda, gözler genellikle karar mercii olan İl Genel Meclis Üyelerini aradı.Bir vatandaş ise toplantıda "Nerede vali, nerede kaymakam, nerede orman müdürü, nerede hükümet yetkilisi?" diye bağırarak tepkisini dile getirdi.

 

23 MART 2008



 

 

 

 

.

Webmaster:Burak Doğan-Çevre Haberleri-İstanbul Çevre Konseyi-Doğa Savaşçıları-Zafer Murat Çetintaş