MARÇEP
toplantısı için dün Kırklareli Vize'ye gittim. İnanın normal bir
çevre toplantısı olacak diye düşünürken karşımda çeşitli
üniversitelerden hocaları, ve 500 kişilik bir vatandaş topluluğuyla
karşılaştım. Toplantının amacı çakıllı'da yapılmak istenen çimento
fabrikası, Trakya bölgesine yapılmak istenen termik santraller,
otoban ve yok olan toprak ile suyumuz. Toprağı işleyen köylüler
artık bilinçlenmiş. Adam pırasa üretiyor ve üzerinde "Çimento
fabrikası istemiyoruz" yazılı pankart. Toplantı salonunda "Suyumuzu
kirletme" yazılı afişler ve bidonlar içinde su. Hocalar Trakya
Ergene Havzası içinde yapılması planlanan sanayi ve otobana karşı
çıkarak adeta isyan ediyorlar. Vatandaş ise çok bilinçli ve bu
mücadelede kararlı olduklarını vurguluyorlar. Trakya'da bir şeyler
oluyor ve Trakya halkı sesini duyurmak için bayrak açmış durumda.
Hatta hocalar toplantıda Bursa'nın Müşküle köyünde yapılmak istenen
ancak ÇED raporu verilmeyen çimento fabrikasını dahi göndüme
getirdiler. 6 Mart 2008 tarihinde ise hocaların ve Çakıllı
sakinlerinin mücadelesi, Çevre ve Orman Bakanlığı Çevresel Etki
Değerlendirilmesi ve Planlama Genel Müdürlüğü'nün verdiği kararla
nihayete ulaşmış gibi görünüyor. Müdürlük, Avrupa Çimento Sanayi ve
Ticaret A.Ş tarafından kurulması planlanan 'Çakıllı Çimento
Fabrikası' için ÇED raporunu bölgeyi olumsuz yönde etkileyeceği ve
yeraltı besleme suyu havzası görüldüğü için vermedi. bu rapor
toplantıya katılanlara dağıtıldı.
KIRKLARELİ-Marmara Çevre Platformu
(MARÇEP) 30.Bölge Toplantısı Kırklareli’nin Vize İlçesi’nde
başladı.Toplantıda;
Trakya’nın
gündemindeki, “Kirli Yatırımların hesaba katılmayan toplumsal
maliyetleri”, “Çimento fabrikaları ve Termik santrallerin insan
sağlığı ve çevre üzerine etkileri”,
“Ergene
Havzası
Çevre Düzeni Planı ve İstanbul Metropol ilişkileri” ve “Ergene
Havzası Çevre Düzeni Planı yapım
teknikleri ve yapılmasında karşılaşılabilecek zorluklar” la
ilgili sorunlar görüşülerek, çevreye etkisi olan bu konuların daha
ciddi ele alınması gerektiği vurgulandı.
Atatürkçü
Düşünce
Derneği (ADD) Genel Yönetim Kurulu
Üyesi, Çevre Komisyonu Başkanı ve Trakya Bölge Sorumlusu Hakan
Dedeoğlu’nun “Trakya Havza Planı” ile ilgili 13 yıldır ortaya
koyduğu çaba ve çalışmalarının sonuçları Vize’de yapılan toplantıda
ele alındı Vize Belediyesi ve Atatürkçü
Düşünce
Derneği Vize Şube Yönetiminin destek
verdiği, Başaran Düğün Salonu’nda gerçekleştirilen
ve çok sayıda çiftçi ile vatandaşın katıldığı Marmara Çevre Platformu
(MARÇEP) 30.Bölge toplantısı, saygı duruşu ve İstiklal Marşının
okunmasıyla başladı.
Toplantının açılış konuşmasını yapan
ADD Vize Şube Başkanı Muammer İşbilen, toplantıyla ilgili
katılımcılara bilgi verdi.Geçtiğimiz
günlerde bölgede kurulması planlanan Çimento Fabrikası ile ilgi
verdikleri örnek mücadele ile takdir toplayan Vize İlçesi Çakıllı
Belde Belediye Başkanı Halil Soyaslan yaptığı konuşmasında, “Çevre
konusunda verdiğimiz mücadele burada bitmeyecek, bu sadece
Trakya’nın, Çakıllı Beldesinin sorunu değil, dünyanın sorunu. Benim
Beldem Ergene su
toplama havzası olan suyun doğduğu yerdedir.
Çevre konusunda ben insanlarımızı duyarsız görüyorum. İnsanlarımız
bu konularda daha duyarlı olmalı.” dedi.
Çimento
fabrikası istemiyoruz
Toplantıya ev sahipliği yapan Vize
Belediye Başkanı Selçuk Yılmaz, ise,
“Bu toplantının ilçemizde düzenlenmesinin
önemiçok büyük.Çünkü bizler, burada yaşayanlar olarak çevremize
sahip çıkmak zorundayız.Çevre
deyince akla sadece benim için Vize, diğer bir belediye başkanı
arkadaşım için kendi ilçesi, bir diğer sivil toplum üyesi arkadaşım
için kendi köyü yada ilçesi değil, bizler özellikle kendi bölgemize
yani Trakya’ ya sahip çıkmak zorundayız.Öncelikle bizler
bölgemizin yerel yöneticileri olarak temsil ettiğimiz insanların gelecekleri ile
ilgili olarak duyarlılık göstermeli ve onların haklarını sonuna
kadar savunmak zorundayız. Bizim bölgemizde tarımsal ekonomiye katkı
veren birçok ürün yetişmektedir. Bu ürünlerin yetişmesine engel
olacak her türlü faaliyetin karşısında olmak zorundayız. Biz Vize
Belediye Meclisi olarak belediye sınırları içersinde yani yetki
sınırlarımız içersinde kırmataş ve bunun gibi tesislere izin vermeme
kararı aldık. Bölgemizde her belediye başkanı arkadaşım bunun gibi
tedbirler almak zorundadır. Örneğin Vize İlçesinin içme suyunu
karşılayan kaynağa 1 kilometre, ayrıca pazarlı köyü ve civarında 8
köyün içme suyu ihtiyacını karşılayan kaynağa 700 metre mesafede
bulunan bir kırmataş ocağına Ankara’ da bulunan migem’den maden
arama ruhsatı verilmiştir. Pazarlı köyü muhtarımızın başlatmış
olduğu çalışmalar neticesinde diğer muhtar arkadaşlarımızla birlikte
konu Sayın Valimiz Hüseyin Avni Coş'a aktarılmış ve valimizin
göstermiş olduğu duyarlılık sayesinde maden ocağı işletme ruhsatı
alamamıştır" dedi.
Selçuk
Yılmaz, sözlerini şöyle sürdürdü:
:Fakat
burada olması gereken maden arama ruhsatının bu kadar kolay
alınmaması gerektiğidir. Olması gereken nasıl işletme ruhsatı yerel
yöneticilerden alınıyorsa, maden arama ruhsatının da aynı şekilde
olması ya da buna benzer bir yöntemle çözülmesidir.Bizler bu
bölgede yaşayan insanlar olarak birileri
para kazanacak diye topraklarımızı, ormanlarımızı, suyumuzu
ve çocuklarımızın geleceğini yok edemeyiz ve yok edilmesine
kesinlikle müsaade etmeyiz.Bizler belediye
başkanları olarak, ilçemiz için cadde
genişletmek ya da buna benzer bir çalışma yapmak için bir ağaç
kesmeye kalksak ortalık ayağa kalkar ve herkes bizi eleştirir. Ama
bakıyorsunuz bir firma çıkmış elinde belgeler, güzelim çam ormanları
içinde maden arama ruhsatı almış, ağaçların parasını da ödemiş,
istediği ağacı kesiyor. Bizler yerel yöneticiler olarak ne kadar
işletme ruhsatı vermiyoruz da desek iş işten geçiyor ve güzelim doğa
bir anda yok oluyor. Onun için Ankara’daki siyasilerimize ve
bürokratlarımıza sesleniyorum. Yerel yöneticilerimize güvenelim ve
ruhsatlar, arama ruhsatları verilirken bizlerin görüşü alınıp ona
göre maden arama ruhsatları verilsin. Biz belediye başkanları ve
özel idare yetkilileri yanlış yapamayız, çünkü bizi devamlı
denetleyenler var, kim denetliyor derseniz bizi denetleyenler bu
bölgenin halkı yani sizlersiniz. Bizim yanlış karar verme gibi bir
lüksümüz olamaz, çünkü yaşadığımız topraklar bizim geleceğimiz, biz
bu toprakların yok olmasına göz yumarsak, yarın çocuklarımıza,
evlatlarımıza ne deriz, ne anlatırız verimli topraklarımızın yok
olduğunu, sularımızın kalmadığını nasıl anlatırız? anlatamayız
arkadaşlar, onun için bizler bunları tüm vatandaşlarımıza anlatmalı
ve halkımızı bilgilendirmeliyiz.Değerli misafirlerimiz, hepimizi
yakından ilgilendiren 1/100.000 ergene havzası çevre düzeni planları
2004 yılının 7. ayında çevre ve orman bakanlığı tarafından
onaylanarak yürürlüğe girdi. bu planların başında bu gün aramızda
olan, o zaman aynı zamanda Trakya üniversitesi rektörü olan Sayın
Hocam Profesör Doktor Osman İNCİ vardı ve yine teknik ekibin başında
da yıldız üniversitesi öğretim üyesi Sayın Hocam Profesör Doktor
Emre AYSU vardı. Zaten ne olduysa bu planlar onaylanıp yürürlüğe
girdikten sonra oldu. Çünkü o güne kadar ne plan vardı, ne bir şey
herkes kendisine nasıl yarıyorsa ona göre plan hazırladı ve
elbirliği ile Ergenenin kirlenmesine ve verimli tarım topraklarının
yok olmasını sağladık:
Belediye
başkanları birlik olmalı
1/100.000’ lik planlar
yapılalı ve
onaylanalı 4 sene gibi bir süre olduğunu vurgulayan Vize Belediye
Başkanı Selçuk Yılmaz, "1/25.000 planlar hala ortada yok, ki bu
planlar 2007 yılı sonunda tamamlanacaktı. biz belediye başkanlarının
bu konuda sıkıntıları var, artık bu planların tamamlanması
gerektiğine inanıyoruz. Bu planların olması çok önemlidir ve bunun
basit bir örneği ilçemizde yaşanmaktadır. Traçim çimento
fabrikasının ÇED raporları 2001 yılında onaylanmıştır. Çakıllı da
yapılmak istenen çimento fabrikasının ÇED raporları öncelikle
Çakıllı Belediye Başkanının ve halkının haklı mücadelesi sonunda
1./100.000 ölçekli planlarda bizim bölgemiz yer altı suyu beslenme
havzasında kaldığından ÇED raporu olumsuz sonuçlanmıştır. Buna en
büyük dayanak ta 1/100.000 ölçekli Ergene Çevre Düzeni Planı olduğu
gösterilmektedir. 1/100.000’lik planlar her ilçe için geçerli
olmayabilir. Fakat Vize ilçesi için 1/25.000’liklerde biraz revize
edilerek yapılması gerektiğini düşünüyor ve biran önce
sonuçlanmasını bekliyoruz" şeklinde konuştu.
Rüzgar
enerjisi varken, nükler santral gündemde
Toplantının I.oturumunda “Kirli
Yatırımların Hesaba Katılmayan Toplumsal Maliyetleri” konulu
sunumlarını yapmak üzere, Marmara Üniversitesi Mühendislik Fakültesi
Öğretim Üyesi ve Türkiye Çevre Platformu (TÜRÇEP) Koordinatörü
Doç.Dr. Tanay Sıdkı Uyar, "Rüzgar türbinleri için
yakıt
maliyeti yoktur ve rüzgar bedavadır. Projenin maliyeti ödendikten
sonra sadece işletme ve bakım maliyetleri söz konusudur. Büyük
ünitelerin ortaya çıkışı, endüstrinin büyük deniz üstü uygulamalara
hazırlandığından dolayı, zamanında gerçekleşmiştir. Son yıllarda
rüzgar enerjisinin en başarılı pazarları, özellikle Danimarka,
Almanya ve İspanya olmak üzere Avrupa ülkeleridir. Arasında
Hindistan, Çin ve Güney Amerika’nın da bulunduğu bazı gelişmekte
olan ülkelerin yanı sıra Amerika Birleşik Devletlerinde de bu
teknolojinin kullanımında bir sıçrama görülmektedir.Bugün dünyadaki
mevcut toplam teknik olarak işe koşulabilir rüzgar kaynağı yılda
53,000 TeraWatt saattir ve bu dünyanın 1998’deki toplam elektrik
tüketiminin yaklaşık 4 katıdır. Dünyadaki rüzgar kaynakları hiç bir
zaman elektrik üretimi için rüzgar gücü kullanımını sınırlayan bir
faktör olmayacaktır. 2020 yılına kadar dünya elektriğinin yüzde
10’unu rüzgar gücüyle sağlansa bile rüzgar potansiyelinin çoğu hala
kullanılamamış olacaktır. Avrupa yoğun bir rüzgar kaynağına sahip
olduğu için şanslıdır. Avrupa’da, gelecek yüzyılın ilk yıllarında
gerçekleşmesi beklenen, deniz üstü alanların geliştirilmesi elektrik
talebinin karşılanmasında ek potansiyel sağlayacaktır" şeklinde
konuştu.
Nükleer
santral temizmiş!...
Bu gün Avrupa
rüzgar endüstrisi “Rüzgar Türbinlerinin Sorumlu Gelişimi için En İyi
Uygulamalar Rehberini” hazırlamıştır. Rüzgâr gücündeki büyüme dünya
çapında gerçekleşecektir diyen Uyar sözlerini şöyle
sürdürdü:
:Son
teknoloıji temizdir, nükler santral temizdir deniyor. Kim söylüyor?
Kimse ortada yok. Bilgi kirliliği var ve uzmanlar ortaya çıkmıyor.
Madenler konusunda hangi hocalar buna izin verdiysze, bilirkişi
aranıp rapor alınıyor. ABD 1978'den beri nükler santrali yasaklamış,
belgesi var. Nükler santral asit yapıyor, atmosfere kül
yağdırıyor, karbondioksit nedeniyle atmosferi ısıtıyor. Akışkan
yataklı kazanlar 30 yıl öncesinin teknolojisi. Türkiye'ye kredi
verilerek eski teknoloji uygulanacak. Yeni teknoloji isze basınçlı
kaplar sistemidir. Bu da benim doktora tezimdir ve 1992 yılında
iklim değişikliği ortaya çıkınca bu rafta kaldı. Türkiye'ye
pazarlanmak istenen eski teknolojilerdir. Maden Yasası
değiştirildiği için artık Ayasofya'nın altında bile arama
yapılabilir" dedi.
Altın
madenine ÇED, baraja olumsuz rapor verildi
Ege
Üniversitesi Tıp Fakültesi
Halk Sağlığı Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof.Dr. Ali Karababa,
“Çimento Fabrikaları ve Termik Santrallerin İnsan
Sağlığı ve Çevre üzerine etkileri” konulu sunumunda ise,
“Türkiye’de santrallerde
yılda 16
milyon ton uçan kül üretiliyor. Bu miktarın sadece 3 milyon tonu
değerlendirilirken geri kalan kısmı ise çevreye atılıyor. Söz konusu
külü santrallerin yapımında kullanan müteahhitler ise beton
maliyetlerinin artması üzerine konut yapımında yavaşlama olacağı
uyarısını yapıyor. Kül alınmazsa inşaatların birim maliyetleri artacak.
Türkiye’de elektrik enerjisi, kömüre dayalı termik santraller ve
hidroelektrik santrallerinden elde ediliyor. Son yıllarda bunlara
üçüncü olarak doğalgaz santralleri katıldı. Düşük kalorili linyit
kömürlerinin yakıldığı termik santrallerde elektrik üretimi
sırasında toz halindeki kömürün yanması sonucu kül tanecikleri
oluşuyor. Çatalağzı Çolakoğlu ve Sugözü-İskenderun termik santrali
haricindeki tüm santraller, linyit kömürü ile çalışıyor. Türkiye’de
elektrik enerjisinin yaklaşık yarısının üretildiği termik
santrallerde 55 milyon ton/yıl düşük kalorili linyit kömürü
yakılıyor. Bunun sonucunda da bacalardan 16 milyon ton/yıl civarında
uçan kül elde ediliyor. Küllerin 13 milyon tonu ise çöpe
atılıyor.Termik santrallerde kömürün
yüksek sıcaklıkta yanması sonucu meydana
gelen kalıntılar kül olarak ortaya çıkıyor. Birçok gelişmiş ülkede
termik santral külleri inşaat sektöründe kullanılıyor. 16 termik
santralin dokuzunda santral küllerinden çimento üretimi yapılıyor.
Yatağan Termik Santrali’nde ayda 90 bin ton kül çıkıyor. Kül
seferasyon tesisi vasıtasıyla çimento katkı maddesi üretimi
yapılarak özellikle baraj inşa eden müteahhitlere satılıyor.
Dayanıklılığı artırması nedeniyle dünyanın her tarafında betonda ve
çimento yapımında uçucu kül kullanılıyor. Uçucu külün dayanıklılığı
artırması çimento şirketlerinin işini kolaylaştırıyor. Depolama ve
bertaraf sorunu da çözüldüğü için çevre kirliliği en aza indirilmiş
oluyor. Bakalım tartışmalar arasında ‘kül’ toza dumana karışmadan
sahibi olan barajlar ve inşaat sektörünü bulabilecek
mi?.”
dedi.
Çimento fabrikaları ülke
sorunu
Ali Karababa,
"Türkiye'de çimento fabrikaları ülke sorunu. İzmir'de iki çimento
fabrikası var ve kıyı kenti olmasına rağmen havası kirli. Çimento
fabrikaları atıklarıyla, külüyle hem çalışanını hem çevresinde
yaşayanları etkiliyor ve insan yaşam alanlarından uzak olması
gerekiyor. Kronik solunum hastalıkları yaşanıyor. Akciğerler iflas
ediyor. Kanser artışında ve ölümlerde artış gözleniyor. Bunun sağlık
sorununa getirdiği yük ülke ekonomisini çökertiyor. Bakın İzmir'de
altın madeni işletmeye açılırsa, Tahtalı baraj gölaü kirlenecek.
Çamlı barajı yapımı vardı. Altın madeni işi ortaya çıkınca buna
ruhsat vermek için baraj yapımından vazgeçildi. Bakanlık ÇED
raporunu verdi. Baraj yapımını ise olumsuz rapor verildi.
Politikacıların iki yüzlülüğü ve insana verdikleri değer, kör göze
iki parmak misali var halimize.Adı Çevre Bakanlığı ancak adını
değiştirmek lazım. Aynı bakanlık şimdi İğneada'ya liman yapımı için
ÇED raporu veriyor. Niye? Çünkü yapılması planlanan çimento
fabrikalarından malı buradan gönderecekler" uyarısında
bulundu.
Toprağınıza sahip
çıkın
Trakya Üniversitesi Eski
Rektörü Prof.Dr. Osman İnci “Trakya’nın Türkiye tarım
üretiminde önemli bir yeri olduğunu ve verimlilik açısından
Konya’nın üç katı verimliliğe sahip bulunduğunun altını çizdi. İNCİ;
bu verimli toprakları İstanbul’un baskısından korumak için bir plan
hazırladıklarını belirterek, “İstanbul’un 1/100 000 ölçekli çevre
düzeni planı 2023 yılı hedefi ile İstanbul'da 15–16 milyon nüfusun
yaşamasına uygun bir plan görünümünde, ancak projeksiyonlar 22
milyon nüfusu göstermekte ki bu rakamlar da bu çalışmanın analitik
içeriğinde olup 15–16 milyonun dışında kalacak 6 milyonluk fazla
nüfusun 2 milyonu Trakya'ya yöneltileceği kesindir. Bu yanlış bir
politikadır, göçün ve sanayinin İstanbul'a gelmesi durdurulmalı,
hedef sanayi alanları ülkenin az gelişmiş yörelerine
yönlendirilmelidir. Bu da bölgeler arası sosyoekonomik gelişmişlik
farkını kapatmaya yönelik uygulamadı”dedi. Osman İnci toplantıda 28
katsetli, yani toprakla uğraşan insan ve 40 kadın gördüğünü de
sözlerine ekleyerek, "Bu sevindirici ve olumlu bir görüntü. Bakın
artık dünyada en önemli elemnt sudur. Bizim Ergene Havzasıyla ilgili
yaptığımız planda 32 değişiklik yapmışlar. yaptığımız eseri bize
sormadan değiştirmişler. Bu plan Türkiye'de havza bazında yapılan
ilk ve tek plandır. Trakya'da 3 Termik Santral planı bizim
planımızda yoktur. Böyle bir şey olamaz. 20 metrede bulunan su, 40
yılda 60 metreye inmiştir. Bu aynı zamanda su planıdır. Ben diyorum
ki, hiçbir şey yapmayın, suyu kirletmeyin. Kirleten bedelini
ödemiyor, yaşayan ödüyor. Trakya'da bir fabrikanın günlük tükettiği
su bir köyün tükettiği suya eşdeğerdir. tüm Avrupa'da su
politikaları yürütülüyor. Biz suyumuzu yok ediyoruz. Bizim
yaptığımız Çevre PHlanına Avrupa Birliği karşı çıkıyormuş. Son inci
bu. son 50 yılda su tüketimi nüfus artışıyla birlikte 5 misli
artacak. 3 çocuk yapın diyenlerin kulakları çınlasın. Çorlu'ya
havaalanı, İğneada'ya liman, Çanakkale'ye köprü, buna paralel
vcerimli tarım arazilerinden geçecek otoban yapacam düşüncesi
olamaz. Yani bilim adamlarının görüşlerini değiştirmişlerdir. bu
kanunsuzdur ve böyle yürürlüğe girerse, planın 8. maddesi
uygulanmazsa, malesef yargı yoluna gitmek zorunda kalacağız. Trakya
su çanağı için Ergene Havzası çok önemlidir." dedi.
Yeni otobana ne
gerek var
Toplantıda, Yıldız Teknik
Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof.Dr.Emre Aysu, “Ergene
Havzası
Çevre Düzeni Planı ve İstanbul Metropol İlişkileri” konulu sunumunda
” Yapılan planın
1/100.000’lik olması dolayısıyla fiziki bir pladır. Bu plan
Trakya’nın anayasasıdır. İstanbul’dan birinci dalgada yollanan
sanayi ile Trakya’nın can damarlarından Ergene nehrini mahvettik,
şimdi TRAKAB’ın İMP’ye uyumlulaştırmak için verdiği bu plan
ile ikinci bir dalgayla karşı karşıyayız. Bu sefer sanayiyi
Babaeski’ye kadar uzatıyorlar. Merkezi hükümet yapılan planlara
rağmen bu planları dikkate almadan otonom kararlara imza
atmaktadırlar. Örneğin Trakya Alt Bölgesi Ergene Havzası Çevre
Düzeni Planında olduğu gibi plana rağmen Edirne'den başlayan
Çanakkale’ye giden ve sonuçta Çanakkale Boğaz Köprüsünü gündeme
getirecek olan otoyol kararı ile İğneada'ya liman kararları çok
önemli ekosistem alanları ve tarım alanlarını ciddi tehdit edecek
kararlar almıştır. Biz plancılar planı yaparız ama planı savunacak
olan orada yaşayan insanlardır, planın gerekliliklerini yerine
getirmek ise siyasilerin görevidir.Bakın haritaya, kırmızı
yuvarlaklar tarım arazilerinin ortasından geçecek otobanı
gösteriyor. Yani yapılaşmayı ve Trakya bölgesinin katlinin
fotoğrafıdır” dedi.
Toplantıda son olarak konuşan,
T.Ü. Ziraat
Fakültesi Toprak Bölümü BaşkanıProf.Dr.Cemil Cangir, Ergene
Havzası
Çevre Düzeni Planı yapım teknikleri ve yapılmasında
karşılaşılabilecek zorluklar ile ilgili bilgi verdi.Belediye
Başkanı Selçuk Yılmaz, toplantıya konuşmacı
olarak katılan bilim adamlarına
plaket ve yörede yetişen taze Pırasa ve Ispanak hediye
etti.Toplantıya; İlçe ve Belde Belediye
Başkanları, Siyasi Parti Temsilcileri,
Marçep Bileşenleri, Dernekler, Sendikalar, sivil
toplum örgüt temsilcileriyle çok sayıda vatandaş
katıldı.Toplantıda, gözler genellikle karar
mercii olan İl Genel Meclis Üyelerini aradı.Bir vatandaş ise
toplantıda "Nerede vali, nerede kaymakam, nerede orman müdürü,
nerede hükümet yetkilisi?" diye bağırarak tepkisini dile getirdi.