|
Yılmaz Özdil son gözaltılara
hiç değinmedi sadece köşesinde bir fıkra yazdı ve tüm
yaşadıklarımızı bir çırpıda özetledi. Ancak Yılmaz’ın
fıkrası biraz değişikliğe uğramış versiyonda
Girdi, çıkmaz...
Haliyle herkes soruyor:
"N’oluyor?"
*
Meşhur fıkradır...
İki kafadar, iddiaya girer.
Biri der ki:
"Şu ampulü ağzıma sokarım."
Öbürü der ki:
"Sokamazsın."
Sığardı, sığmazdı derken...
Sokar.
Ama küçük bir pürüz vardır...
Çıkaramaz!
Öbürü şaşırır, nasıl çıkaramaz?
Başka bir ampul bulur...
Kendi ağzına sokar.
I-ıhh... O da çıkaramaz.
Biri káğıt kalem bulur...
"Hastaneye gidelim" yazar.
Çıkarlar sokağa, atlarlar taksiye.
Taksici bir de ne görsün, iki kişi, ağızlarında ampul...
"Hayrola" der... Konuşamazlar. Kağıda yaza yaza anlatırlar
dertlerini... Taksici gülmekten kırılır tabii.
"Yahu arkadaşlar" der...
"Çocuk musunuz Allah aşkına, insan böyle bir şeyi dener mi
hiç?"
Neyse...
Bırakır ikisini hastaneye.
Yoğun bakıma alınırlar.
Tam acil müdahale başlarken...
Taksici acil servise geri gelir...
Ağzında ampul!
Bulaşıcıdır çünkü...
Görünce gülmekten altına işeyen taksici, "Acaba gerçekten
çıkmaz mı?" diye düşünerek, ilk bakkala yanaşmıştır.
*
Kıssadan hisse...
Söyledik size denemeyin diye.
*
Nasıl olsa denemesi bedava, deneriz, olmazsa çıkarırız
zannettiniz, çıkmaz.
YILMAZ ÖZDİL / HÜRRİYET |