İstanbul’un Muhteşem Fotoğrafları

 RTE 54-Recep Tayyip Erdoğan

Cem Karaca (Özel Bölümü)

 

 

 

Döviz Kurları

Kuzey Kutbu eriyor

 Kısa sürede Kuzey kutbu yok olacak

 Bilim dünyası şaşkın ve çaresiz. Bu görüntüler artık tarihe karışıyor.

KUZEY Kutbu'nda buzların 5- 10 yıl içinde eriyeceğini iddia eden bilim adamları yeni bir uyarı yaptı. Son iddialara göre bu yaz Kuzey Kutbu'nda buz kalmayabilir.

Küresel ısınmanın hızı bilim adamlarını da şaşırtıyor. Bundan önce 2080 yılına kadar Kuzey Kutbu'nda buz kalmayacağını iddia eden bilim adamları, daha sonra buzun katmanının incelmesi nedeniyle 5- 10 yıl içinde yazları buz kalmayacağını duyurmuştu. Şimdi ise aynı bilim adamları bu yaz buz kalmayabilir uyarısı yapıyor. İngiltere'nin önde gelen gazetelerinden İndependent, manşetinde verdiği haberde, `İnanılmaz ama insanlık tarihinde ilk defa bu yıl Kuzey Kutbu'nda buz kalmayacak' uyarısında bulunuyor.


Bilim adamlarının buzların erime ihtimalin yüzde 50'den fazla olduğunu söylediğini yazan gazete, tarih boyunca oluşmuş buz tabakalarının yerini küresel ısınmayla birlikte ince buz tabakalarının aldığını, bu nedenle bu yaz Kuzey Kutbu'nda buz kalmayacağını duyuruyor.


Son haftalarda uydudan gelen bilgilerin buzların en hızlı erime dönemine girdiğini gösterdiğini belirten bilim adamları, bu yıl geçen yıllara göre erimenin daha erken başladığını ve bunun çok endişe verici olduğunu söyledi. Geçen yıllarda hiç incelmeyen buz tabakalarının daha şimdiden çatlama gösterdiğini yazan gazete, bilim adamlarının bu konudaki endişe ve uyarılarına geniş yer ayırdı.


Gazete ayrıca, buzların erimesiyle açık denizlerden teknelerle seyahate olanak sağlanabileceğini duyurarak bunun gerçekleşmesinin küresel ısınmanın en dramatik örneği olacağını kaydetti.

 

Vatan

 

                          

Nihayet sorumsuz yetkili görevden alındı

Milas Kaymakamı görevden alındı

MNG Holding'in Muğla’nın Güllük Körfezi'ndeki Pina Yarımadası’nı hafriyatla doldurmasına göz yuman, basında çıkan haberlerin ardından harekete geçen hatta Turizm Haftası'nda bir de ödül veren Kaymakam görevden alındı.

MNG'nin sahillere verdiği zararın basında yer almasının ardından harekete geçen Milas Kaymakamı Bahattin Atçı'ya rağmen dolgu günlerce devam etmişti. Hatta MNG Holding yetkilileri "İzin sorun değil nasılsa alırız" açıklamaları bile yapmıştı. Bunların üzerine bir de MNG Holding adına temsilcisine Turizm Haftası nedeniyle teşekkür plaketi verilmesi bardağı taşıran son damla olmuştu.



Bunların ardından Muğla Valiliği soruşturma başlattı ve Milas Kaymakamı Bahattin Atçı'ya görevden el çektirildi. Soruşturmanın bir vali yardımcısı tarafından yürütüldüğü ve görevden el çektirme kararının, “Denizi izinsiz doldurduğu iddia edilen şirketler hakkında yasal sürecin geciktirildiği iddiası ve basına yansıyan olaylar” doğrultusunda alındığı bildirildi.



Milas Kaymakamı Bahattin Atçı da görevden uzaklaştırıldığını belirterek, “Soruşturma devam ediyor. Bu süreçten çıkan sonuca göre hareket edeceğim” dedi.

A.A

 

 

 

 

 

GENCO SABANCI

ÇEVRECILER ATAKÖY’DE BULUŞTU

 

TURKHABERİM.COM : Dünya Çevre Günü münasebetiyle İstanbul Çevre Konseyi’ne bağlı çevre örgütlerine, Marmara Sahillerini kirlilikten kurtaracak olan Ataköy İleri Biyolojik Arıtma Tesisi, düzenlenen basın gezisi ile tanıtıldı. Avrupa’nın en büyük çevre koruma projelerinden biri olarak gösterilen Ataköy İleri Biyolojik Arıtma Tesisleri 300 trilyon liraya mal olacak ve 2009 sonunda hizmete alınacak.

 

5 Haziran Dünya Çevre Günü münasebetiyle, İstanbul Çevre Konseyi’ne bağlı 21 çevre örgütü ve dernek temsilcilerinin katılımıyla gerçeklesen etkinlikte, ISKI Genel Müdür Yardımcısı Tevfik Göksu İSKİ’nın Çevre Koruma Yatırımlarını anlatarak çevreci örgütlere brifing verdi.

 

İkitelli’den başlayıp Ataköy sahilinde denize dökülen 13 kilometre uzunluğundaki Ayamama deresi ile bileşeni Tavukçu deresinin, Marmara Denizi'nin en büyük kirleticisi olduğunu, sanayi ve evsel atıkların aktığı dereden günde 400 bin metreküp zehirli atığın Marmara'ya karıştığını kaydeden İSKİ Genel MLüdür Yardımcısı Tevfik Göksu, 2002 yılında projesi tamamlanan tesisin, arazi sorunu nedeniyle yıllarca ihalesinin gerçekleştirilemediğini, ancak 22 Şubat 2007 tarihinde ihalenin sonuçlandırıldığını söyledi.

 

Bakırköy, Bağcılar, Bahçelievler, Esenler, Küçükçekmece ve Gaziosmanpaşa İlçeleri’nin yerleşime açılırken atıksularının nereye gideceğinin, nereleri kirleteceğinin, bunların nereye akacağının hesabının yapılmadığını ve atıksıların yıllarca derelere aktığının kaydeden Göksu,  “Ataköy İleri Biyolojik Atıksu Arıtma Tesisi tamamlandığında İstanbul ilave bir su kaynağına daha kavuşmuş olacak. Çünkü burada arıttığımız atıksuları sanayide ve sulamada tekrar kullanabileceğiz.” diye konuştu.

 

Dünya Ticaret Merkezi’ne kadar tekne turu yapılacak…

 

Göksu, “Tesisin 5 yıllık işletme bedeli de dahil maliyeti 108 milyon avro. Ayama Deresi ile Tavukçu Deresi'nin ıslahı ve yağmur suyu kolektörleri de dahil olmak üzere Çevre Koruma Projesi’nin toplam yatırım maliyeti 450 milyon YTL. Tesisin bir kısmı 2009'da, tamamı ise 2010'da açılacak. Böylece Marmara sahilleri daha temiz hale gelecek. Ayamama Deresi'nden teknelerle Dünya Ticaret Merkezi'ne ulaşım sağlanacak. Ayamama artık balıkların yaşadığı bir dere haline gelecek" diye konuştu.

 

Tasarrufa devam…

 

İstanbul'un mevcut su durumuna da değinen Göksu, 2007’de yaşanan kuraklığın 1993-94 senelerinde yaşanan kuraklıktan daha ağır olduğunu, bu yıl da su sıkıntısı yaşatmayacaklarını, ancak yine tasarrufu elden bırakmamak gerektiğini belirterek, “2007’de barajlarımızda yüzde 40 doluluk oranı vardı. 5 Haziran 2008 itibariyle şu anda yüzde 38 doluluk oranımız var. Yani daha sıkıntılı bir durum. Ancak Devasa borularla Marmara’nın altından geçirilerek getirilen Melen suyu, şu anda İstanbul’u kurtarmış durumda. 12 milyonluk kentte yaşanacak bir susuzluğu düşünemiyorum bile. Bu yüzden inşaatlarımızı ve çalışmalarımızı hızla yürütüyoruz. İstanbulluların suyu tasarruflu kullanmaları gerekir” dedi.

 

Çevre Örgütleri’nin sorularını cevaplayan Göksu, İstanbul Çevre Konseyi nezninde tüm katılımcılara konuya olan hassasiyetlerinden dolayı teşekkür ederek bundan önce olduğu gibi bundan sonrada gerçekleştirilecek olan ortak çalışmalarda dayanışma ve birlikte hareket edeceklerini kaydetti.  İstanbul Çevre Konseyi Genel Sekreteri Osman Nuri Öztürk’te Ataköy İleri Biyolojik Atıksu Arıtma Tesisi’nin bölgede yaşanan tüm olumsuzlukları sona erdireceğini belirterek dev projeye tam not verdi. Öztürk ayrıca İSKİ’ye gerçekleştirdiği çalışmalardan dolayı teşekkür ederek bu güzel işlerde sonuna kadar destek sözü verdi.  Brifing sonrasında ise Ataköy İleri Biyolojik Atıksu Arıtma Tesisi şantiye alanını gezen katılımcılar, inşaatla ilgili bilgiler aldı.

 

ATAKÖY İLERİ BİYOLOJİK ATIKSU ARITMA TESİSİ HIZLA BÜYÜYOR

 

Ataköy İleri Biyolojik Atıksu Arıtma Tesisi’nin Teknik Özellikleri

Günlük ortalama debi 400 bin m3/gün

Toplam Çamur Miktarı  600 ton / gün

Tesiste giderilen fosfor miktarı 1.883 kg/ gün

Tesiste giderilen BOİ miktarı 117.000 – 9750 =107.250 kg/gün

Tesiste giderilen azot miktarı  23.400 – 3.900 = 19.500 kg TN / gün

 

TRAKYA’NIN VE ERGENE NEHRİ’NİN

ÇÖZÜMÜNE YÖNELİK BİR BAKIŞ

 

Trakya’nın Çevre Şartlarında Yaşanan Değişimler ve Nedenleri

 

Trakya’da, çevre şartlarının, son 10 yılda insan sağlığını tehdit eder boyutlara ulaşmış olduğu, artık inkâr edilemeyecek kadar gerçektir. Bu gerçeğin temelinde yatan neden ise en acımasız şekliyle çarpık sanayileşmedir. Yıllardan beri karşılaşılan planlama eksikliği, yörenin verimli topraklarının amaç dışı kullanılmasına sebep olmuştur. Bu amaç dışı kullanmanın sonuçları yörede hava, toprak ve su kirlililiği şeklinde kendini göstermektedir. Ama daha da önemlisi, kafa kirliliği tüm bu kirliliklerin ana kaynağı olarak görülmelidir. Kafa kirliliği, insanın düşünce ve davranışlarını etkileyen, akılcı ve planlı hareket etmeye engel olan durumların tümünü kapsamaktadır.

 

Tekirdağ ili Çorlu ilçesi – Yasal boşlukların ve göçlerin sonuçları

 

 

 

Çarpık sanayileşme ile birlikte ortaya çıkan göç tablosu, iş ve aş sağlandığı iddiasıyla bizleri sorumsuzca bir kirlenmenin pençesine itmiştir. İnsanların iş sahibi olup aç kalmaması ne kadar önemliyse tüm bunların sağlıklı bir ortamda gerçekleşmesi de en az bunlar kadar önemlidir. Şu anda Çorlu-Çerkezköy-Muratlı-Lüleburgaz “şeytan” dörtgeni diye tanımladığımız alanda, 1500 civarında fabrika konuşlanmıştır ve her gün yeraltından çektikleri ortalama 5 milyon m3 suyu geri dönüşümü olmaksızın kullanmaktadırlar. Bu sorumsuzluk neticesinde, Çorlu belediye başkanının da ifade ettiği gibi Çorlu’da yeraltı su hacminin potansiyeli 10 yıla kadar gerilemiştir. Benzer sıkıntılar bölgenin tümü için varsayılabilir. Yani böyle giderse susuz bir gelecek bizleri beklemektedir.

    

 

 

Trakya’da Çevre Kirliliği Tehdidi ve Sanayici-Devlet Bakışı

 

Bölgede, canlı hayatını ve doğal kaynakları tehdit eden bir çevre kirliliğinden söz edilebilir mi yerine bölgede canlı hayatından söz edilebilir mi diye sormak daha doğru olacaktır. Çünkü gelinen noktada, canlılığın ve doğal yaşamın kaynağı Ergene Nehri yok olmaya mahkûm edilmektedir.

Lüleburgaz İlçesi - Kimyasal atıkların karıştığı nehir sularını içmek zorunda kalan hayvanlar

 

Ergene Nehri, doğduğu noktada içilebilir temizlikte iken söz konusu kirlenme sonucu canlı hayatını tehdit eden bir boyut kazanmaktadır. Ergene Nehri yatağında meydana gelen taşkınların yanı sıra fabrikaların arıtma tesislerini çalıştırmak yerine kimyasalları sorumsuzca nehir yatağına bırakmalarının ağır faturasını kanser oranlarındaki artışta ve ayrıca çiftçinin ürün kayıplarında görebilmekteyiz. Bunun yanı sıra aynı kimyasalların Ergene Havza zeminin geçirgenliği nedeniyle yeraltı sularına karışması su kaynaklarımızı tehdit etmektedir. Bu tehdit bazı kasaba ve köylerimizde o kadar açıktır ki içme suları kirlenme sebebiyle kullanılamamaktadır.

 

Çorlu Sağlık Mah. Mimar Sinan Köprüsü – Kimyasal atıkların Ergene Nehri’ne bırakılması

(Fabrikaların Ergene Nehri yatağına tecavüzü)

 

 

Sanayi kuruluşları ya da devlet kurumları açısından bakıldığında ise çözüme yönelik adımların yetersiz ve çoğu zaman da göstermelik oldukları görülmektedir. Kısa vadeli karlar uğruna sorumsuzca davranmaktan çekinmeyen ve çeşitli yönetim kademelerindeki kişilerle sırf bu karlar uğruna farklı ilişkilere girenler, aile fertlerinden birinin başına çevre kirliliği kaynaklı bir hastalık gelse nasıl hissederlerdi sorusu oldukça önemlidir. Bir de buna kanun koyucuların görevlerini yapmadıklarını eklersek sonuç halkın ve tüm canlıların zararına olmaktadır. Toplumsal sorunlar ile mücadelede takınılması gereken tavır, kendini başkalarının yerine koymak olmalıdır. Yukarıda da değindiğimiz gibi kafa kirliliği sebebiyle insanoğlu bencilleşmiş ve sistemli düşünmekten uzaklaşmıştır. Dünyada susuzluk ve kuraklık gibi önemli sorunlar zinciri söz konusuyken suyu sorumsuzca israf edip verimli toprakları amaç dışı kullanmanın açıklaması ancak sistemli düşünmekten uzaklaşmış beyinlerde bulunabilir. Ama zaman artık tespit yapma zamanını çoktan geçmiştir; çünkü dünya ve ülkemiz damlaya damlaya çöl olmaktadır.    

 

 

TEMA Vakfı – Bölgedeki Faaliyetler

 

TEMA Vakfı bünyesinde yürütülen çalışmaların dayanağı hukuktur. Anayasada belirtildiği haliyle temiz ve sağlıklı bir çevrede yaşamak her vatandaşın hakkıdır. Ayrıca 2005 yılında düzenlenen Sulak Alanların Korunması Yönetmeliği ile Trakya su havzalarının da hukuki dayanağı güçlenmiş oldu. Bu eksende; TEMA Vakfı'nın hukuksal çalışmaları, "Mevzuat Çalışmaları" ve "Davalar" olarak iki ana başlıkta değerlendirilebilir.

 

 

             Lüleburgaz ilçesi Durak Mah. Ovacık Köyü                     Lüleburgaz ilçesi Çiftlikköy – Toprak erozyonu______

 

 

 

1994 yılından beri “Trakya toprakları amaç dışı kullanılamaz” çerçevesinde Anayasanın ve yönetmeliklerin gereğinin yerine getirebilmesi yolunda önemli işler başarılmıştır. 1998 yılında Mera Yasası’nın oybirliği ile kabulünün ardından önce Toprak Yasası ve şimdi de Çerçeve Su Yasası ve Havza Yönetimi konularında çalışmalar sürdürülmektedir.

 

TEMA Vakfı bu çalışmaları belediyeler, muhtarlıklar, ziraat odaları, diğer sivil toplum örgütleri, dernekler, siyasi partiler, demokratik kitle örgütleri ve Türk Silahlı Kuvvetleri ile işbirliği içinde sürdürmektedir. Özellikle ağaçlandırma faaliyetleri ile erozyonla mücadelede önemli yol alınmıştır. Öte yandan, yetkililerce gerçekleştirilen Ergene Nehri ıslah çalışmaları maalesef yüzeysellikten öteye gidememiş; aksine, yalnızca yüzeydeki balçık tabakasının temizlenmesi kimyasalların yeraltı sularına karışmasını kolaylaştırmıştır.

 

Bölgede olumlu ve olumsuz gelişmeler yaşanırken TEMA Vakfı, proje temelli arıcılık, ağaçlandırma ve mera ıslah çalışmalarıyla sürdürülebilir kalkınma hedeflerine ulaşmak adına olumlu sonuçlar elde etmektedir. “El Koyun” projesi kapsamında Kırklareli ili Babaeski ilçesi Kuzuçardağı ve Karacaoğlan köylerinde gerçekleştirilen çalışmalar sürdürülebilir kalkınma hedeflerine hizmet eden güzel örneklerdir.

 

 

Temiz Bir Ergene Nehri ve Temiz Bir Çevre İçin

 

Çözüm için öncelikle Ergene’nin kamunun malı bir nehir, bölgemiz için çok önemli bir su kaynağı olduğunun bilincine varmalıyız. Bu bilinç doğrultusunda bölgenin geleceğini anayasa ve yönetmeliklerde öngörüldüğü şekliyle yeniden planlamamız gerekmektedir. Bunun için Trakya’nın krokisine yani Trakya Üniversitesi ile Çevre Bakanlığı arasında 1999 yılında imzalanan Ergene Eşgüdüm Protokolü neticesinde ortaya çıkan Ergene Havzası Çevre Düzeni Planı’na uyulmalı ve planlama onun veya bunun çıkarı için değil, toplumun tüm kesimleri adına olmalıdır.

 

Akademisyenlerin ortaya koyduğu üzere, bölge toprakları orman-mera-tarım arazileri olarak birbirini tamamlayan bir ekolojik kuşağın parçasıdır. Bu üç toprak yapısını bünyesinde bulunduran ender toprak parçalarına sahip bölgenin verimliliğinin korunması oldukça önemli bir görevdir. Bu bağlamda, yapılabilecekleri birkaç noktada toparlamak gerekirse öncelikle Ergene Havzasının ağaçlandırılması çok önemli bir hizmet olarak karşımızda durmaktadır. Nehir yatağının kenarlarında gerçekleştirilecek ağaçlandırma faaliyetleri ile nehirde oluşacak asit buharlaşması önlenerek asit yağmurlarının oluşmasını engellemek de mümkün olacaktır.

 

Öte yandan Trakya’nın Karadeniz kıyısının yani bölgedeki canlı hayatının asıl kaynağı olan Balkanların koruması da son derece önemlidir. Bilindiği gibi İstanbul’un su ihtiyacının bir bölümü Balkanlardaki Istranca Derelerinden karşılanmaktadır. Suya oldukça fazla ihtiyaç duyulan dönemde bir taraftan bu şekilde projelerle su ihtiyaçları karşılanmaya çalışılırken diğer yandan mevcut su kaynaklarının ve oksijen kaynağı orman arazilerinin kirletilmemesi adına yörede, örneğin, çimento fabrikalarına kesinlikle izin verilmemelidir. Ayrıca devletin kurumu Devlet Su İşleri’nin su kuyularıyla ilgili olarak yasalara uygun tavır takınması şarttır.

 

Yukarıda sözünü ettiğim planlama ışığında, yöredeki çarpık sanayileşmeyi biraz olsun düzeltebilmek adına benzer sektörleri sanayi mahalleleri halinde bir araya toplayıp kirliliklerini en aza indirgeyecek planlamalar yapmalıyız. Bu noktada yıllardır anlatmaya çalıştığımız Dev Boru Hattı projesi oldukça önemlidir. Bu proje ile sanayi kuruluşlarının arıtma tesislerinin inşa edilip çalıştırılarak bunların bir boru hattı (atık kanalı) ile birbirlerine bağlanması ve bu şekilde Ergene Nehri’ne arıtılmış suların verilmesi imkânı doğacaktır. Benzer sektörlerin birbirleriyle bütünlüğünün sağlanmasını Ergene Nehri’ne paralel bir boru hattıyla birlikte tasarladığımızda kirlilikle mücadele noktasında önemli yol kat edilmiş olacaktır.

 

Çorlu – Ortak arıtma tesisi inşaatı

 

 

Dev Boru Hattı projesi ile birlikte yörenin farklı sektörler için cazibeli hale getirilmesi şarttır. İstanbul ile Avrupa arasında oluşu sebebiyle farklı çıkarlara hizmet eden yörenin tarımı dışlamayan, en azından tarıma dayalı doğaya saygılı sanayi kollarıyla düzenlenmesi şarttır. Çünkü Türkiye artık kendi kendine yetmek bir kenara, tarım ürünü ithal etmeden ayakta bırakılmayan bir ülke halini almıştır. Bu durumu tersine döndürebilmek için öncelikle tarıma elverişli alanların tarımda verimlilik adına bilimsel çalışmalara uygun şekilde planlanması gereklidir.

 

Tüm bu planlamaların diğer bir yönü de sanayicinin mağduriyetinin önlenmesi noktasında olmalıdır. Örneğin bir arıtma tesisini çalıştırmanın sanayi kuruluşunun maliyetini arttırarak özellikle uluslararası pazardaki rekabet gücünü azalttığı iddia ediliyorsa bunun çözümü ucuz enerjide aranmalıdır. Bu noktada yetkililerin sanayicinin ve kamunun çıkarlarını dinleyerek ortak paydada çözüm arayışına girmesi şarttır.

 

Arıtma tesisleri, Trakya’daki belediyeler için de önemli bir sorundur. Şöyle ki ilçe sınırları içinde verilen temizlik hizmeti neticesinde biriken evsel atıklar arıtılmaksızın Ergene Nehri’ne bırakılmaktadır. Bu da kuşkusuz bölge genelinde sıkıntı yaratmaktadır. Bu sorunun çözülmesi noktasında her belediyenin bünyesinde çalıştırılacak biyolojik ve kimyasal arıtma tesisleri inşa edilmelidir.

 

Son olarak da bölgedeki tarımsal üretimin niçin önemli olduğu noktasında bir örnek vermek yerinde olacaktır. Küresel ısınmanın açık bir tehdit olduğu günümüzde karbondioksit-oksijen dengesinin korunması oldukça önemlidir ve bunun için şeker pancarı gibi bitkilerin yetiştirilmesi sadece tarım ve hayvancılık adına değil, doğadaki dengenin korunması açısından da önem arz etmektedir. Çünkü şeker pancarı oksijen üretimine katkısı yadsınamayacak bir bitkidir; ancak çeşitli nedenlerle yöredeki üretimi kotalarla sınırlandırılmış da bir bitkidir. Bu tip yanlışların sonuçları, yalnızca bölgenin değil Türkiye’nin ve belki de dünyanın doğal dengesi açısından değerlendirilmelidir. 

 

Bölgedeki Sanayi Tesisleri ve Risk Potansiyelleri

 

Trakya Bölgesi çoğunlukla 1. ve 2. Sınıf Tarım Topraklarından oluşmaktadır. Ayrıca Ergene Havzası yönetmeliklere göre Türkiye’nin verimli sulak alanları içinde önemli bir yere sahiptir. Bu nedenle de yörede konuşlanan sanayi tesisleri kesinlikle uygun sanayi kolları değildir. Fabrikalaşmanın uygun sanayi kollarında olmayışının yanı sıra planlanmanın eksikliği de bölge için oldukça büyük bir tehdit unsuru olmuştur.

 

Lüleburgaz İlçesi / Soğucak Deresi – Fabrikalar mevkii

 

 

Su savaşları, kıtlık ve açlık gibi sorunlarla karşı karşıya bulunan dünyada, verimli arazileri amaç dışı kullanmak kesinlikle akılcı bir hareket değildir. Bu kıymetli toprakların planlanması noktasında gelecek nesiller düşünülerek öncelikle israftan kaçınılmalı ve en önemlisi de insana saygı ilkesinden taviz verilmemelidir. Ancak bu şekilde bölgedeki risk potansiyeli en aza indirilebilir.

 

 

Bilinçli Bir Çevre Bilinci

 

Çevre bilincinin oluşabilmesi için öncelikle dürüstlük ilkesinin varlığından söz etmek gerekir. Yani dürüst bir sanayici, dürüst bir yönetici ya da dürüst bir vatandaş olamazsak kamu çıkarlarını kişisel çıkarların üstünde tutmamız asla mümkün olamaz. Bu durumda da herhangi bir bilinç var olsa dahi bunun yansımalarını göremeyiz ki karşı karşıya bulunduğumuz tüm kirliliklerin temelinde bu yatmaktadır.

 

 

 

Toplumun her kesimini temsil eden bir bilinci yaratabilmek kamu ve sivil toplum arasındaki bağın çeşitlenip kuvvetlenmesine bağlıdır. Sivil toplumdaki bilinçli vatandaşlar bu bağı kuracak olanlardır. Çevre bilincini almış kişilerin kamuyla siviller arasındaki bağı kurmalarına izin verilirse bu döngü sağlıklı bir yapıya kavuşur ve sürdürülebilir kalkınma planlaması bu şekilde bir amaca oturabilir.

 

Çözüm: Eğitim

 

Kırklareli ili Türkiye’nin eğitim seviyesi en yüksek illerinden birisidir. Ancak bu eğitim seviyesi kurulan fabrikalarda karşılığını bulamamaktadır. Binlerce genç eğitim almak adına başka illere gitmek durumda kalırken yörenin dengeleri aldığı göçler sonucu bozulmaktadır.

 

                Lüleburgaz ilçesi B. Karıştıran Çöplüğü                              Tekirdağ ili sınırlarında Çöplük____________

 

Bu nedenle Trakya’da yapılacak bir planlamanın hedefi bölgeyi eğitim odaklı kimliğinden uzaklaştırmamak ve bunu yeni eğitim yuvalarıyla desteklemek olmalıdır. Bölgenin, İstanbul’un arka çöplüğü değil ön bahçesi olmak iddiasıyla eğitimi ön plana alan çalışmalara ihtiyacı vardır.

 

TOPRAĞINA, SUYUNA VE HAVANA SAHİP ÇIK!

 

Hakan Dedeoğlu

Tema Vakfı Lüleburgaz Gön. 2007

(0288) 417 90 08 -   h.hakandedeoglu@mynet.com

 

 

 

Webmaster:Burak Doğan-Çevre Haberleri-İstanbul Çevre Konseyi-Doğa Savaşçıları-Zafer Murat Çetintaş