İstanbul’un Muhteşem Fotoğrafları

 RTE 54-Recep Tayyip Erdoğan

Cem Karaca (Özel Bölümü)

 

 

Gazete Manşetleri

 

 

 

 

Döviz Kurları

Anadolu-rock ve protest-sol müziğin öncüsü Cem Karaca'nın ani ölümü tüm Türkiye'yi yasa boğdu... O'nun için vasiyetindeki gibi bir cenaze töreni düzenlendi ve yüzlerce dostu, seveni gibi aynı kuşaktan, en yakın arkadaşı, başka bir usta Erkin Koray da ''Cem Baba''nın cenazesinde gözyaşlarını tutamadı. Dostunun yıllar önce dediği gibi ''resimdeki gözyaşları''nın ‘o’ anı tam bu kare... Ve bu ‘o’ anı NTV Kameramanı Mesut Sert yakaladı. Eşinin anlattığına göre Cem Karaca Erkin Koray'a hep takılırmış, ''Önce hangimiz terk-i diyar edeceğiz bakalım?'' diye... Cem Karaca, eserleriyle hep yaşayacak ve sevdikleri O’nu hiç unutmayacak.



09/02/2004-NTV

 

Ustaya Saygı

 Dört yıl önce 8 Şubat 2004’te kalbine yenik düşen Türk Rock müziğinin efsane ismi Cem Karaca, Karacaahmet’teki mezarı başında sevenleri tarafından anıldı

 

Sanatçı Cem Karaca, dördüncü ölüm yıldönümünde Karacaahmet Seyit Ahmet Deresi Mezarlığı¹'nda bulunan kabri başında ailesi ve sevenleri tarafından anıldı.

Anma törenine; İlkim Karaca, Barış Manço'nun eşi Lale Manço, elinde doğup büyüyen ve ‘Bir Ceviz Ağacı Cem Karaca’ kitabının yazarı manevi oğlu Genco Sabancı ile yaşamına 39 yıl tanıklık eden annesi Saliha Sabancı, Kurtalan Ekspresi üyeleri, sanatçı Asu Maralman, Gazeteci ve Yazarlar Vakfı Başkanı Harun Tokak, Popsav Genel Sekreteri Baha Boduroğlu, Ermeni Patrikhanesi'nden Berç Kaç, trafik kazasında hayatını kaybeden Barış Akarsu'nun anne ve babası ile sevenleri katıldı. Karaca'n¹n mezar¹na çiçekler bırakan ziyaretçiler ruhuna Fatiha okudu.

 

Basın mensuplarının sorularını yanıtlayan İlkim Karaca, Cem Karaca’nın vefatından sonra kendisine yönelik haksız eleştiriler olduğunu belirtti. Karaca, "Onun vasiyeti üzerine babasının mezarına gömdük. O Müslümandı, inanan biriydi. Arkasından alkış istememişti. Dua istemişti. Ben de onun vasiyetini yerine getirdim. Açılan davalar¹n hiçbiri benimle ilgili de»ildi. Tamamen Cem Karaca ile ilgiliydi. O sevgi insanıydı, insanları severdi. Her şeye hoşgörü ile yaklaşırdı." şeklinde konuştu.

 

Lale Manço ise Cem Karaca'nın ve Barış Manço'nun büyük halk ozanları olduğunu anlatarak, "Onlar gönül insanlarıydı. insanların gönüllerinde yaşıyorlar." dedi. Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı Başkanı Harun Tokak, Cem Karaca'nın Türk milletinin manevi değerlerini özümseyen ve bu değerlere önem verdiğini belirtti. Tokak, "Cem ve Barış inanan insanlardı. Allah'a ve Peygambere inanıyorlardı. Gönülleri insan sevgisiyle doluydu” dedi.

 

Cem Karaca, 1967 yılında Apaşlar grubu ile söylediği Emrah adlı şarkısıyla adını Altın Mikrofon’la duyurmuştu. Ölümünden 10 gün önce Mahsun Kırmızıgül’le stüdyoya girip düet yapan ve “Hayat ne garip” şarkısını okumuştu. Anadolu Rocm Müziği’nin efsane ismi Cem Karaca, 59 yıllık kısa ömrüne yüzlerce şarkı ve müziğin yanı sıra tiyatro, sinema, program yapımcılığı gibi bir çok sanat eserini sığdırdı. Beste ve müzik alanında bir rekora imza atan sanatçı,nın bugüan dinlenen her şarkısı halka adeta bir mesaj niteliğindedir.

 

Türkiye’yi Avrupa ülkelerinde de temsil eden sanatçının Platin plak ödülü kazanan Namus Belası’ndan 1 Mayıs’a, Parka’dan Kavga’ya, kadar yüzlerce şarkısı halkın dilinde halen düşmemektedir. Ülkemizin yetiştirdiği en önemli ve sıra dışı sanatçılarından biri olan Cem Karaca ölümünün üzerinden dört yıl geçmesine rağmen hala dillerden düşmeyen şarkıları ve gönüllerde kurduğu tahtla sevenlerince anılıyor. Geçtiğimiz yıl İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından Yenimahalle’de yaptırılan kültür merkezine adı verilen sanatçının ölüm yıldönümünde hem Cem Karaca Kültür Merkezi’nde hem de Barış Manço Kültür Merkezi’nde sevenleri ve dostları tarafından düzenlenen törenlerle anıldı.

 

 

Genco SABANCI

USTA ANILDI

 

Cem Karaca, şarkılarıyla anıldı

 

‘Usta’ya Saygı’ gecesinde 8 Şubat 2004 yılında kaybettiğimiz Türkiye’nin gürleyen sesi  rahmetli sanatçı Cem Karaca,  Akatlar Kültür Merkezi’nde doğumunun 63’cü yılı nedeniyle düzenlenen gecede anılarla ve şarkılarıyla yaad edildi.

 

Cem Karaca’nın 63. doğum gününün de kutlandığı geceye bir çok ünlü sanatçının yanı sıra Cem Karaca’nın eşi İlkim Karaca, Cem Karaca’nın Manevi oğlu ve ‘Bir Ceviz Ağacı Cem Karaca’ kitabının yazarı Genco Sabancı, Apaşlar Grubu’ndan Mehmet Soyarslan, sanatçı İlham Gencer, Bora Gencer, eski Kültür Bakanı Ercan Karakaş, İzzet Öz, Baha Boduroğlu, Müzik eleştirmeni Orhan Kahyaoğlu, Asu Maralman, Nil Burak ve çok sayıda Cem Karaca hayranı katıldı.

 

İlham Gencer, Cem Karaca’nın tüm yakınlarıyla sahnede canlı performans yaparak şarkılarla anarken, “Rahmetli çatı kulübüne kaçıp gelirdi. Ben de sahneye çıkarırdım. Babası sahnede gördüğü gün bana, ‘Senin kulüpte söylüyorsa bir şey demiyorum’ diyerek gitti. Oğlunun şarkıcı olmasını istemezdi ama Cem Türkiye’nin müzik tarihine damgasını vurdu” dedi.

 

Bir zamanlar sürgünde yaşayan Deniz Kavukçuoğlu ise Cem Karaca’yla Almanya’daki günlerini anlatarak, “Ivır zıvırlarla vatandaşlıktan atıldık. Birbirimize kenetlendik. Manch toplantıları yapıyorduk ve Cem, Ataol Behramoğlu, ben ve diğer arkadaşlar bir bildiri hazırladık. Cem yazdığınıza katılıyorum ama benim adımı yazmayın. Çünkü ben memleketimi çok özledim ve ne olursa olsun gideceğim dedi. Helalleşip öpüştük ve Cem memlekete döndü. Bazı arkadaşlar isimlerini de veriyorum, Şanar’la Melike, bir bildiri yayınlayıp Cem hakkında bir sürü laf ettiler. Hatta Semra Özal’ın elini öptü yaygarasını çıkardılar. Sonra da kendileri bu memlekete döndüler. Cem’e çok ayıp ettiler. Ben ancak 1991 yılında ülkeme gelebildim. Cem döneceğini yıllar önce söylemişti. Çünkü memleketini seven bir insandı ve bunu ‘Sen vatan hainimisin baba? kitabımda da yazdım” şeklinde konuştu.

 

Eski Bakan Ercan Karakaş ise Almanya günlerini şöyle anlattı: Cem, Zülfü Selda, Deniz ve beni 12 Eylül Almanya’da buldu. Ben öğrenciydim ve Federasyon Başkanıydım. Onlar zor durumdaydılar. Yurttaşlıktan çıkartıldılar. Cem tıpkı Nazım Hikmet gibi bir insandı. İyi ki geldi ömrünün son yıllarını vatanında geçirdi. Onu hiçbir zaman unutmayacağız:

 

Bakırköy’den çocukluk arkadaşı olan sanatçı Reha Boduroğlu ise Toto, Mehmet ve Cem Karaca’yı tanımaktan çok mutlu olduğunu, Cem gibi narin, duygusal ve milliyetçi bir insanı tanımaktan şeref duyduğunu belirterek gz yaşlarını tutamadı.

 

Sanatçı İzzet Öz, 1972’de Cem Karaca’nın Moğollar’la muhteşem bir kayıt yaptıklarını kaydederek, “Alageyik destanı vardır. Bu 13 dakikalık destanı Cem muhteşem okudu. Ve bu yapıtı hala saklıyorum. Önümüzdeki aylarda bu yapıtı müzikseverlerle buluşturacağım. Cem’le Almanya’dayken Filistin’li kardeşlerimiz geldi ve bize anı olarak birer Filistin lirası verdiler. Hala bunu saklarım. Cem Türkçe’ye çok itina ederdi ve çok iyi kullanan bir sanatçıydı. Bir gün bana Azerbaycan’da verdiği konserden sonra bir Azeri’nin yanına gelip, ‘Her şey çok yahşiydi ancak şu güzelim Türkçe’yi mahvetmişen’ demiş. Buna kahkahalarla gülmüştük. Seni çok seviyorum, sen ne yürektin Cem”  dedi.

 

Emrah adlı şarkılarıyla 1968 yılında Hürriyet Gazetesi’nin düzenlediği Altın Mikrofon yarışmasında kazandıkları ikinciliği anlatan Apaşlar grubundan gitarist Mehmet Soyarslan, “Biz Apaşlar olarak solist arıyorduk, karşımıza Cem Karaca çıktı. Altın Mikrofon’a katıldık. Cem uyanıklık yaptı hem ferdi hem de bizimle katıldı ve ikinci olduk. Başarılar mutluluklar birleşti. Az önce çalan Emrah parçasında ağladım. Ben şarkıcı değilim ama söz müzik yaptım. Biz o zamanlar Karavan pavyonda bile çalıştık. Adı pavyondu. Oraya lise talebeleri, Robert Kolej talebeleri gelirdi. Muhteşem bir insandı. Onu özlüyorum ve çok erken yaşta gitti. Daha bu ülkeye çok vereceği yapıtları vardı. Her zaman gönlümüzde yaşıyor” diyerek göz yaşlarını tutamayıp ağladı..

 

Cem Karaca’nın manevi oğlu Genco Sabancı, 1 nisan gününün kendi doğum günü, Cem Karaca’nın 5 nisan’da doğduğunu ancak Karaca’nın rahmetli babasının 7 Nisan’da öldüğünü belirterek, “Biz doğumları da ölümleri de hep Nisan ayında kutlar ve anardık. Burada herkes konuştu. Kendisi çok büyük bir sanatçı ve muhteşem bir insandı. Ben onu zaten anmıyorum. Her zaman benim yanımda. Buraya gelen tüm sevenlerine çok teşekkür ediyorum” dedi.

 

Sanatçı Asu Maralman’da “Cem Türkiye için büyük bir sanatçıdır” şeklinde konuştu. Sanatçı Nil Burak ise söylediği ‘sen de başını alıp gitme ne olur’ şarkısını Cem Karaca’dan aldığını ve kendisine çok yardımcı olduğunu, bir şarkıyı kendisine dinletirken bile çekindiğini ancak çok değerli bir insan olduğunu vurguladı.

 

Müzik eleştirmeni Orhan Kahyaoğlu, Cem Karaca’nın Türk rock-Anadolu müziğinin yükseldiği 1970’ler de öncü kimliğini taşıdığını ve bunun öncüsü olduğunu belirterek, “Cem Karaca Ulusalcı sol tandaslı dünya rock müziğini sentezleyen ve Anadolu Rock müziğini oluşturan kişidir. Safinaz adlı rock opera şarkısını Türkiye’ye özgü modele dönüştürdü. Eleştiriye açıktı. Türk pop, Anadolu  pop rock ve diğer gurupların beceremediği saundu oluşturmuştur” şeklinde konuştu.

 

Geceye katılan Bosna Hersekli bir Cem Karaca hayranı olan Flaryun Gorgeusko ise sahneye çıkarak Cem Karaca’nın şarkısı Allah Yar’ı öyle bir yürekten söyledi ki, geceye katılanlardan büyük alkış aldı. Gecede Mehmet Soyarslan ‘Bu son olsun’ şarkısını seslendirirken, nil Burak cem Karaca’nın şarkısını seslendirdi. Cem Karaca’nın son iki yılında birlikte olduğu müzik grubu Yol Arkadaşları’da ‘Tamirci Çırağı, ‘Ben Bir Ceviz Ağacıyım Gülhane Parkında’, ‘Mehmet Soyarslan’ın sözlerini yazdığı ve Cem Karaca’nın okuduğu klasik olan ‘Resimdeki Gözyaşları’ gibi hit parçalarını seslendirerek, sevenlerini coşturdu.

 

İlkim Karaca ise eşini hala özlediğini, sevenlerinin düzenlediği gecelere katılarak onu yaşatmaya devam edeceğini belirterek, “Çok güzel bir insanı çok kısa sürede kaybettim. Geceyi düzenleyen Faruk Şüyün’e çok teşekkür ederim. Kendisi mezarına Ceviz Ağacı dikmememi istedi. Nedeni de şu, dedi ki ‘ Hatun patır patır kafama cevizler düşmesin. Ceviz Ağacı Hazım Hikmet’in. Sen bana salkım söğüt dik. O hem Nazım’ı şiirlerini bana getirir, hem de huzur içinde onun gölgesinde yatarım’ demişti. 5 Nisan günü gidip salkım söğüdü 3’ncü kez diktim. Huzur içinde yatsın” dedi.

 

 Asu Maralman ve Reha Boduroğlu’nun da sahne aldığı, gecede Karaca’nın tüm sevenleri sanatçının 63 doğum yıldönümü nedeniyle sahnede pasta kestiler.


MEHMET SOYARSLAN
 

Bir Yaş Günü...

7 Nisan 2008'de, çok eski bir dostumun; çok yakın bir arkadaşımın doğum gününe davetliydim. Öyle bir dost ki, nice zorluklara beraber göğüs germiş, birlikte inanılmaz sıkıntılar çekmiş ve yine birlikte inanılmaz zaferler yaşamıştık.

Bazen saatlerce farklı fikirlerimizi mantık yoluyla birbirimize kabul ettirmeye çalışır, bazen de aynı fikri başkalarına karşı kahramanca müdafaa ederdik.

O, milletimizin gurur duyacağı bir sanatçı idi. Sesiyle, tarzı ile, besteleri ve sözleri ile ölümsüzler arasına yerleşivermişti bile...

Evet Cem Karaca'dan bahsediyorum, fiziki varlığıyla 4 yıl önce aramızdan ayrılan Cem Karaca'dan...

Aslında ne güzel bir davranış, insanların ölüm günlerini değil doğum günlerini kutlamak. Onun, bir ölümsüzlüğe yeniden doğuşunu her yıl anıları, sanatı ve bıraktığı eserleri ile birlikte kutlamak...

5 Nisan 1945'de doğmuştu Cem ve Akatlar Kültür Merkezinde, Beşiktaş Belediyesi tarafından "Ustalara Saygı" adıyla düzenlenen muhteşem bir programla, dostları, sevenleri ve yakınları ile birlikte kutladık...

Gece, önce son yıllarında ona refakat eden ve onun müzik soundunu muhteşem bir şekilde sürdürmeye devam eden "Yol Arkadaşları" topluluğundan, Cem'i 1967 Altın Mikrofon Şarkı Yarışması'nda tüm ülkeye tanıtan "Emrah" parçası ile başladı...

Tüylerim diken diken olmuştu, çünkü "Sabahtan uğradım, ben bir fidana..." diye başlayan ses, sanki Cem Karaca'nın sesi idi, ve gözyaşlarımı tutamıyordum. Sanki Cem aramızda idi, açılış şarkısını söylüyordu, ve şarkı bitince alkışlar arasında bizlere "Merhaba gençler ve her zaman genç kalanlar!" diye seslenecekti...

Sonradan öğrendim ki bu sesin sahibi Ayhan Yener imiş ve esas mesleği tıp doktorluğuymuş. Emrah'ı "Dadaloğlu" "Namus Belası" ve "Tamirci Çırağı" takip etti.

Önce Cem'i ilk defa sahneye çıkaran büyük usta İlham Gencer sahneye geldi, Cem'li anıları ile başladı, televizyonlardaki rating savaşını hicveden bir bestesini okudu...

"Ben çalıştım meslek sahibi oldum, meslek sahibi olamayanlar ise, para sahibi oldular." Diye sözlerini bitirdi.

Cem, sevgili eşi İlkim'e hep "Benim iki hocam vardı, biri İlham Gencer, diğeri ise Ruhi Su. Birinden nasıl şarkı söyleyeceğimi, diğerinden de ne söyleyeceğimi öğrendim." dermiş.

İlham Gencer'i, oğlu Bora Gencer izledi, çok severek seslendirdiği "Islak Islak"ı sundu.

Derken Cem'in Almanya'da yaşadığı yıllarda sahne aldığı bir tiyatro eserinden bazı sahneler izledik... Sonra da onun Almanya'da birlikte olduğu dostlarından yazar Sayın Deniz Kavukçuoğlu anılarını ve yine aynı dönemde Almanya'da talebe olarak bulunan eski kültür bakanlarından Sayın Ercan Karakaş'ın anılarını dinledik. Ardından sırf bu gece için Romanya'dan gelen bir Romen gencin Türkçe olimpiyatlara katıldığı ve Türkçe bilmemesine rağmen nefis bir Türkçe ve güzel bir sesle söylediği Cem'in "Allah Yar" adlı ilahisini dinledik.

Senelerin yıpratamadığı müzik programı yapımcısı ve sunucusu İzzet Öz bir radyo programında "Alageyik Destanı"nı sunmak için gelen Cem ve Moğollar'ın, programda yer alan röportaj bölümü için ne kadar itinalı bir ön çalışma yapıp geldiğini anlattı.

Tabii bu arada eleştirmen Orhan Kahyaoğlu'nun da söyleyecekleri vardı, onunla ilk tanışmasının, yazdığı bir eleştiri yazısından sonra nasıl gerçekleştiğini anlattı.

Cem'i seven dostlarından "Baha Boduroğlu" gölgeler adlı parçası ile, geceye renk katanlar arasında idi. Cem'in şiirlerinden beste yapmış ilk kadın sanatçı olan Nil Burak ise, o ünlü "Sende başını alıp gitme..." adlı şarkısını söylerken hepimizin gözünü yaşla doldurdu.

Sonra beni de sahneye davet ettiler. Ben de dilim döndüğünce Cem'le yollarımızın kesişmesini, çalışmalarımızı, anlattıktan sonra birkaç anımı da anlattım.

Birini de sizlerle paylaşmak istiyorum.

Kahpe Bizans filminin yapım hazırlıkları sırasındayız. Filmin senarist ve yönetmeni sevgili Gani Müjde ile konuşuyoruz ve filme her eski Türk göçer obasında olduğu gibi bir saz şairinin, Dede Korkut benzeri bir ozanın varlığının çok şeyler katabileceğine karar veriyoruz. Plana göre şarkıları ben hazırlayacağım, Cem Karaca'da rol alacak, hem de şarkıları söyleyecekti.

Cem'e teklifi götürdüm, çok mutlu oldu. (O günlerde biraz ekonomik sıkıntısı da vardı) Hemen şarkılara çalışmaya başladık.

Birkaç gün sonra Gani Müjde aradı. Sesi bozuktu. Bana "Bak şu Cem'in yaptığına" dedi. "Biz ona filmde rol veriyoruz, o beni işimden edecek!" Kulaklarıma inanamadım ve hayretle dinledim. Meğer Cem, Gani'nin köşe yazarlığı yaptığı gazetenin yazı işleri müdürüne onu tenkit eden, köşesinde gelecekteki imza günlerini sıralayıp, kendi reklamını yapıp okuyucuyu istismar ediyor diye kınayan bir yazı yazmış.
Hadi bakalım çıkabilirsen çık işin içinden!

Cem'de üzüldü tabii. Aslında bir sanatçı olarak duyarlılık göstermiş, doğru bulmadığı bir konuyu, doğru olduğuna inandığı bir şekilde dile getirmişti.

Cem, "Eyvah gördün mü artık bu işi de kaybettik." derken, Gani büyük olgunluk gösterdi, Cem'in filmdeki rolünü bir ders verme ya da intikam aracı olarak kullanmadı, ve Cem de hem filmde rol aldı hem de şarkıları söyledi.

İşin ilginç tarafına bakın ki o filmde söylediği parçalar, Cem'in sağlığında bir film için seslendirdiği son şarkılar oldu...

Anılarımın sonunda "Yol Arkadaşları" grubunun refakati ve seyircilerin hep birden desteği ile "Bu son olsun" şarkısını söylemeye çalıştım, Cem'in anısına nice "mutlu ve ölümsüz yıllar" dileyerek.

Gece bitmemişti, ünlü sanatçı Asu Maralman o güzel sesiyle "Ayrılık" adlı Azeri türkü ile hepimizi duygulandırdı. Peşinden Cem'in muhasebecisi Ohannes Kürkçü Bey'in, Cem'in hayatını kitaplaştıran Genco Sabancı'nın anılarını dinledik ve gecenin sonunda Yol Arkadaşları'ndan "Resimdeki Göz Yaşları, Hep Kahır ve de Ben Bir Ceviz Ağacıyım" parçalarını büyük bir zevkle dinledik...

Gecenin organizasyonunu yapan Sayın Faruk Şuyun'un daveti ile Cem'in yaş günü pastasının mumları yakıldı ve son söz sevgili eşi İlkim Karaca'ya verildi.

Gece bitmiş, söz bitmemişti ki, o geceye anılarıyla, enstrümanlarıyla katkıda bulunmak için gelenlerin çoğu vaktin geç olması nedeni ile sahne alamadılar.

Ama bunlar arasından genç bir şarkıcı Kemal Kutlu gitarını çıkarıp bana "Size bir zamanlar Cem'in seslendirdiği, sizin bir parçanızı dinletmek istiyorum" dedi.

Tabii ki dinledik ve "Ayrılık Günümüz" bu genç ve romantik sesten öyle güzel yorumlandı ki, sormayın.

Ruhun şaad oldun sevgili dostum, sen hayatta olduğun sürede sesini bizlere duyurdun, acaba biz tüm heyecanımız ve alkışlarımızla sana bir şeyler duyurabilecek miyiz?

Bazı kişilerin yaşamları bir film şeridi gibi. Oynayanların bir kere, ama seyredenlerin sonsuza kadar duygulanıp, heyecanlanacakları bir film, hem de hiç bitmesin diye izlediğimiz bir film.

Hepinize iyi seyirler.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Webmaster:Burak Doğan-Çevre Haberleri-İstanbul Çevre Konseyi-Doğa Savaşçıları-Zafer Murat Çetintaş